Ana sayfa   Sponsorlarımız:
         
     
Rapor - Makale > Patent > Fikri mülkiyet hakları:

Av. Dr. Cahit Suluk
cahitsuluk@yahoo.com
Ekim 2005, İstanbul

Not: İlk defa TurkCADCAM.net Dergisi Ocak-Şubat 2006 Sayısında yer almış bu yazı, Eylül 2008'de TurkCADCAM.net portalından yayınlanmaya başlamıştır.

Fikri mülkiyet kavramı; patentler, faydalı modeller, markalar, endüstriyel tasarımlar, çip tasarımları, yeni bitki çeşitleri, fikir ve sanat eserleri, coğrafi işaretler, ticaret unvanları, işletme adları ve hatta gizli bilgileri kapsayacak kadar geniş bir anlama sahiptir. Bunların da ötesinde biyoteknoloji, nanoteknoloji, gen teknolojisi, biyoçeşitlilik, geleneksel bilgi ve folklor gibi konular bu alanda değerlendirilmeye başlanmıştır.

Bugün gelişmiş ülkeler, fikri mülkiyet haklarının korunması için azami gayret sarf etmektedir. Çünkü fikir ve sanat eserleri, patent, marka ve endüstriyel tasarım gibi unsurlar bu ülkelerin ekonomilerinde dikkate değer bir paya sahiptir. Sözgelimi, dünyanın en zengin adamı Bill GATES'in sermayesi, özgün fikre dayanan bilgisayar programıdır. Yine, müzik ve sinema endüstrisinin ekonomideki payı küçümsenemeyecek bir düzeye ulaşmıştır. Patent, marka ve özgün tasarım gibi sınaî mülkiyet hakları bakımından da benzer değerlendirmeleri yapmak mümkündür. Örneğin, bugün tüketiciler markalı ürünleri tercih etmektedir. Yine tüketiciler yeniliklere para harcamaya hazır görünmektedir. Yeniliklerin üretim, mal ve hizmet ya da eğlence ve kültür alanlarında yapıldığının da bir önemi bulunmamaktadır.

Bir adım daha ileri giderek denebilir ki, bugün fiziki üretim, fikri üretime dayanmaktadır. Fikri üretimin yapılmadığı ülkelerde, fiziki üretim esas itibariyle taklide dayanır. Gelişmiş ülkelerin kol gücüne dayanan üretimlerini, gelişmekte olan ülkelere kaydırması bir rastlantı değildir. Özetle, bugün kazançlı üretim beyin gücüne, yani sistemli bilgiye dayalı üretimdir. Bu nedenle de çağımız bilgi çağı olarak adlandırılmaktadır.

Bilginin bu kadar önemli olduğu bir ortamda, bilgiyi koruyucu düzenlemelere gidilmesi de doğal karşılanmalıdır. Bu koruma, fikri mülkiyet hukukuyla sağlanmaktadır. Özgün fikrin, ekonomideki payına bağlı olarak, fikri mülkiyet haklarının korumasına verilen önem giderek artmaktadır. Bugün gelişmiş ülkeler bu hususta oldukça hassas davranmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler ise, bir taraftan gelişmiş ülkelerin baskısı, diğer yandan teknoloji transferi ve doğrudan yabancı yatırımı çekebilme gibi düşüncelerle, adeta söz konusu hakları koruma yarışına girmişlerdir. Bu düşünceler ülkemiz bakımından da geçerlidir.

Fikri mülkiyet hakları uluslararası sözleşmelerle de koruma altına alınmıştır. Bu bağlamda özellikle, dünya ticaretine yön vermek düşüncesiyle oluşturulmuş Dünya Ticaret Örgütünü (DTÖ) kuran 1995 tarihli anlaşmanın eklerinden biri olan TİCARETLE BAĞLANTILI FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI ANLAŞMASI (TRIPS) burada anılmalıdır. Yine ülkemiz bakımından AB ile gümrük birliğini sağlayan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı, bu hakların korunması bakımından önemli bir kilometre taşıdır.

Yaşanan bu gelişmelerden ülkemizin ve firmalarımızın etkilenmemesi mümkün değildir. Öyleyse devlet bir tarafa bırakılırsa, büyük, orta ya da küçük ölçekteki tüm firmaların artık bir fikri mülkiyet politikasının olması gerektiği söylenebilir. Her firma kendi durumuna ve şartlarına bağlı olarak, bu alanda bir politika belirlemelidir. Öncelikle firmalar bu alanda yetişmiş ya da yetiştirecekleri kişileri, büyüklüklerine bağlı olarak ya bünyelerinde istihdam etmeli ya da bu alanda uzman hukukçu ve patent vekili gibi ofislerden danışmanlık almalıdır. Zira marka ve patent gibi haklarını takip etmeyenler zaman zaman acı sürprizlerle karşılaşabilmektedir. Sözgelimi, Vakko markasının Amerika'da başka bir firma adına tescil edilmiş olması, Avrupa'da Beymen'in benzer bir sorunla karşılaşması, bu sürprizlerden sadece birkaçıdır. Yine patent metninin kaleme alınışındaki yanlışlıklar nedeniyle yitirilen buluşlar, bu alanda firmalarca bir politika belirlenerek hayata geçirmelerinin önemini göstermektedir.

Fikir sahibi olunmayan bir hususta politika belirlemek abesle iştigal olacaktır. Bu nedenle öncelikle, fikri mülkiyet haklarının ekonomideki yerinin farkına varılmalıdır. Bir buluşçunun, tasarımcının ya da firmanın konu hakkında sistemli bilgisi bulunmuyorsa, uzun yıllardır yatırım yaptığı markasını, Ar-Ge ürünü buluşunu ya da özgün tasarımını yitirmemesi için bir neden de yoktur. Suçun hukuka, sisteme ya da dışarıdaki başka bir unsura atılmasıyla sorunun çözülemeyeceği kesindir. Elbette ülkemizdeki fikri mülkiyet sisteminde çok ciddi aksaklıklar bulunmaktadır. Bunlara ilerideki yazılarımızda dikkat çekeceğiz. Ancak burada söylemek istediğimiz; artık ekonomide yer alan neredeyse tüm aktörlerin, farkında olsun olmasın, fikri mülkiyet kavramıyla bir şekilde temasının olduğu; bu nedenle de bu ilişkinin sistemli bilgi çerçevesinde yönetilmesi (management) gereğidir.

         
     
TurkCADCAM.net > Türkiye'nin yeni ürün tasarım, geliştirme, CAD/CAM/CAE, CNC, kalıp ve imalat teknolojileri portalı
***** Sektörün profesyonel bilgi ve işbirliği platformu *****
© 2002-2017  Sinerji Yayıncılık, Tanıtım ve Danışmanlık Hizmetleri
Bu portaldaki içerik, ancak kaynak belirtilmesi ve izin alınması şartıyla yayınlanabilir.