|
Giriş:
Metal
Enjeksiyon Kalıplama (MIM-Metal Injection Moulding) Teknolojisinde
mühendisler metal ve plastik bağlayıcıların karışım formülünü
keşfettiklerinde ve karışım malzemenin kendini çekme özelliğini
yönetmeye başladıklarında adeta birer büyücüye dönüşüyorlar:
Onlar artık çok hassas toleranslara sahip MIM parçaları üretebilir,
aynı malzemeden farklı büyüklüklerde ya da farklı malzemelerden
aynı büyüklükte ürünler elde edebilirler. Ve bunların hepsini
tek bir kalıp seti ile yapabilirler. Daha da ötesi; kalıp
setleri işleme hataları içerse dahi bunu başarabilirler.
Metal
Enjeksiyon Kalıplama ya da literatürde bilinen adıyla MIM
teknolojisi özet olarak şu aşamalardan meydana gelmektedir:
Metal tozları sıcak olarak organik bağlayıcılarla karıştırılır.
Homojen ve uniform olarak elde edilen karışım soğutularak
granülize edilir. Belli bir granül büyüklüğüne sahip malzeme
enjeksiyon preslerinde kullanılır. Enjeksiyon işlemi ile "Yeşil
Parça" adı verilen, metal ve plastik bağlayıcının bir arada
bulunduğu ve henüz herhangi bir metalik bağlantı içermeyen,
parçalar çekme payları da dikkate alınarak istenilen geometri
ve biçimde şekillendirilir. Daha sonra bağlayıcı plastik maddeler
yapıdan dikkatli bir şekilde uzaklaştırılır. Ayrıştırma adı
verilen bu işlem iki aşamada gerçekleştirilir: Kimyasal ayrıştırma
işleminde yağlar organik bir çözücü içerisinde (solvent) eritilmek
suretiyle yapıdan çıkarılır. Termal ayrıştırma işleminde ise
termo-plastik maddeler düşük sıcaklıktaki ön-sinterleme fırınlarında
yakılmak suretiyle bertaraf edilir. Bu aşamada elde edilen
parçaya "Kahverengi Parça" denmektedir. Bir sonraki adımda
parçalar sinterlenerek istenilen ölçü, yoğunluk ve mekanik
özelliklere uygun şekilde katılaştırılır. Sinterlenerek artık
metal halini almış parçalara talaş kaldırma işlemleri (kesme,
delme, diş çekme, taşlama vs.), ısıl işlemler (sertleştirme,
menevişleme, yaşlandırma vb.) ve yüzey işlemleri (kaplama,
karartma, boyama vs.) uygulanabilir.
MIM,
özellikle kompleks şekilli, mikro-hassas ve göreceli olarak
küçük parçaların elektronik, havacılık, el aletleri, ateşli
silahlar, tıp, otomotiv ve diğer endüstriler için ekonomik
biçimde ve seri bir şekilde üretilmesine imkan tanıyan bir
yöntemdir. Mikromotorlar, aktivatörler, sensörler, ısı eşanjörleri,
filtreler, mikrovalfler ve pompalar, medikal enstrumanlar,
biomedikal implant parçaları ve benzerleri bazı uygulama alanlarına
ait örneklerdir.
Fırsatların
bulunduğu diğer bir alan da kitle üretimi gerektiren tüketim
mallarıdır. Teknolojinin eksponansiyel olarak gelişmesi ve
dünya pazarlarının globalleşmesi bilgisayar, cep telefonu,
saat ve elektronik endüstrisinin sayısız çeşitteki maharetli
aletlerini üreten firmalarını kıyasıya rekabet etmeye zorlamaktadır.
Üreticiler, giderek daha eğitimli hale gelen ve ince detayları
farkedebilen tüketici toplumu karşısında ayakta kalabilmek
için hızlı hareket etmek ve ürünlerinin dizaynlarını sürekli
geliştirmek zorunda kalmaktadır. Ayrıca sadece teknolojideki
hızlı değişime ayak uydurmakla yetinmeyip, çok daha fazla
fonksiyonelliğe ve estetik çekiciliğe sahip yeni ürünler pazara
sunmaktadırlar (örneğin farklı şekiller ve boyutlar, değişik
malzemeler ve çeşitli renk ve özellikte yüzey görünümleri).

Şekil.1 - MIM ile Üretilmiş 316L Paslanmaz Çelikten Kilit
Silindir Yuvası
Tüm
bunların bir sonucu olarak tüketim mallarının ekonomik ömrü
gittikçe kısalmaktadır. Saat, bilgisayar, cep telefonu gibi
ürünlerde bu süre 6 aya kadar düşmüştür. Eskimiş ürünlerin
yerine yenilerini sunmak kalıp imalatına sürekli ve büyük
bir yatırım yapmayı gerektirmektedir. Hammadde ise pahalı
ve bulması zor bir kaynaktır. Talaşlı imalat özellikle küçük
boyutlu ve hassas parçalar sözkonusu olduğunda zor ve maliyetli
bir yöntemdir. Yüksek bozuk oranı ve geri dönüşüm güçlüğü
dezavantaj teşkil etmektedir. Bu noktada MIM teknolojisinin
göreceli olarak düşük sermaye ihtiyacı (basit olarak bir plastik
enjeksiyon imalat atölyesinin gerektirdiği kadar) küçük ve
hassas parçaların üretimi konusunda bu metodu çekici kılmaktadır,
hatta tavsiye edilmektedir. MIM'in ikincil işlem gerektirmeyen
(veya çok az gerektiren) bitmiş parça çıkarabilme kabiliyeti,
talaşlı imalata yapılacak makine ve takım yatırımlarını ortadan
kaldıracağı gibi, talaşlı işlem maliyetlerini de azaltacaktır.
Kullanılan malzemenin neredeyse %100'ünden faydalanılması
çevresel etkiler açısından da en az (veya hiç) malzeme ziyanı
ve kirletici atık çıkmaması nedeniyle tercih edilmektedir.
MIM parçalar genellikle malzeme özellikleri, yüzey kaliteleri,
imalat toleransları ve seri üretime yatkınlıkları bakımından
üstün nitelikler göstermektedir.
MIM,
yeni kalıp maliyetlerinin azaltılması veya mevcut kalıpların
yeni ürünlere adapte edilmek suretiyle fonksiyonelliklerinin
uzatılması konusunda da avantajlara sahiptir. Kuşkusuz bu
durum, tek bir kalıp seti kullanarak aynı malzemeden boyutları
farklı ürünlerin elde edilebilmesi suretiyle sağlanabilecektir.
Hatta aynı kalıp setinin farklı malzemelerden ancak birbirinin
aynı parçaların üretilebilmesi için kullanılması faydayı daha
da arttıracaktır. Örneğin plastik bir saat gövdesi üretmek
için dizayn edilmiş bir kalıp seti, farklı büyüklüklerde paslanmaz
çelik gövdeler imal etmek için de kullanılabilmektedir (genç
modeli, bayan ya da çocuk modelleri vs. gibi). Bu kalıp seti
aynı zamanda farklı malzemelerden ancak aynı ölçülerde saat
gövdesi imal etmek için de kullanılabilir (paslanmaz çelik,
sert maden, titanyum, zirkonyum vs. gibi).
|
|
|
|
Şekil.2
- MIM prosesi özellikle küçük parçaların seri imalatına
uygundur. Bilgisayar harddisk komponentleri örneklerden
sadece biridir.
|
MIM
prosesi hep böyle avantajlar ve fırsatlar sunan bir teknoloji
midir? Ne yazık ki hayır. Tüm diğer teknolojiler gibi MIM
de kendine özgü problemler taşımaktadır. MIM prosesinin başlıca
karakteristiği sinterleme esnasında parçalarda meydana gelen
yüksek miktardaki kendini çekme (büzülme) olayıdır. Yeşil
parçalar içerisindeki yüksek orandaki organik bağlayıcı (hacimsel
olarak % 40-60), kimyasal ve termal ayrıştırma işlemleri sonucunda
yapıdan çıkarıldığında, işgal ettikleri yerler açık por (boşluk)
haline dönüşür. Daha sonra sinterleme esnasında bu porlar
kapanarak, parça yoğunluğu teorik malzeme yoğunluğunun %96'sına
ulaşır. Eğer sinterleme sonrası HIP (Hot Isostatic Pressing)
uygulanırsa yoğunluk %99,8 'e kadar yükselebilir. Sinterleme
esnasındaki bu kendini çekme tek boyutta lineer olarak % 15-25
arasındadır. Bu değerler diğer imalat metodlarında pek de
duyulmamış bir özelliktir (belki sadece sert maden-cemented
tungsten carbur, üretiminde görülebilir). İşte yüksek oranlı
bu kendini çekme MIM'in en büyük avantajını oluşturur: Kalıp
kaviteleri bitmiş parçaya göre daha büyük yapılır ve sinterleme
sonrasında parçalar küçülerek istenen ölçüler elde edilir.
Parçaların verilen toleranslar içerisinde imal edilebilmesi
için kendini çekme oranının çok hassas bir şekilde belirlenmesi
ve kalıp imalatında göz önüne alınması gerekmektedir. Fakat
bu söylenildiği kadar kolay değildir.

Şekil.3
- Çelik saat kayışlarına ait komponentlerin MIM dışında başka
bir imalat metodu ile ekonomik şekilde üretilmesi mümkün değildir.
Her
bir hammadde (karışım), ister MIM parça üreticisi tarafından
hazırlansın ister ticari olarak hammadde satıcılarından hazır
alınsın kendi "gerçek büzülme faktörüne" sahiptir. Bu nedenle
MIM teknolojisindeki ilk adım karışımın kendini çekme oranını
mümkün olduğunca doğru ve hassas olarak tesbit etmektir. Eğer
karışım MIM parça üreticisi tarafından hazırlanmışsa, bilinen
gerçek büzülme faktörünün hassasiyeti ve bunun bir şarjdan
diğerine sürekli olarak aynı değerde sağlanabilmesi (standart
sapma değeri ile ölçülmektedir), formül hazırlayıcının proses
tekniğine, üretim şartlarına, metroloji standartlarına ve
firmanın kendi deneyimlerine bağlıdır. MIM parça üreticilerine
ticari olarak hammadde temin eden firmalar da kendi karışımlarına
ait büzülme faktörünü (çoğunlukla silindirik metal test çubukları
kullanarak) belirlerler. Yine karışımın büzülme faktörünün
hassasiyeti formül hazırlayıcının proses tekniğine, üretim
şartlarına, metroloji standartlarına ve firmanın kendi deneyimlerine
bağlıdır. Sadece bu kez karışımın son kullanıcısı değişkenler
üzerinde kontrola sahip değildir.
Hazır
karışım satın alan bir firma, çoğu kez hammadde üreticisi
tarafından verilen büzülme faktörünün doğruluğunu kontrol
edecek zamana sahip değildir (sahip de olmamalıdır). Hele
bu faktörün bir şarjdan diğerine aynı hassasiyetle sağlanıp
sağlanmadığını hiç takip etmeyecektir. Bunun yerine, karışım
satın alan firma kalıphanesine güvenmekte ve oraya yatırım
yapmaktadır. Çünkü kalıphane yatırımlarının ölçülmesi daha
kolaydır ve sürekli takip edilebilecek bir büyüklüktür.
|
Sinterlemedeki
Sürpriz:
Gelin
1 gr paslanmaz çelik tozunu sinterleyelim. Toz çapı
d=10 mikron olan küresel taneciklerden meydana gelsin
ve yoğunluğu ?=7.8 gr/cm3 olsun. Bu taneciklerin tıpkı
bir tesbihteki boncuklar gibi birbirine değecek şekilde
yanyana ve üstüste dizildiğini varsayalım. Çelik tozunu
ısıtmaya başladığımızda sıcaklığın yeterince yükselmesiyle
birlikte taneciklerin merkezleri arasındaki uzaklığın
küçüldüğünü ve birbirleri ile kaynaştıklarını (sinterlendiklerini)
görürüz. Eğer sıcaklık arttırılmaya devam edilir ve
tanecikler arasındaki sürtünme ihmal edilirse, sonuçta
tek bir paslanmaz çelik küre tanesi elde edilir. Bu
tanenin çapı aşağıdaki formülle hesaplanır:
D
aynı zamanda ideal sinterlenme ölçüsüdür ve taneciklerin
arasındaki boşlukların tamamen kapandığı durumu göstermektedir.
Buraya kadar herşey normal gözükmektedir değil mi? Ancak
gelin bir de başlangıçtaki tesbihimizin uzunluğunu hesaplayalım:

Bu
hesaplama sinterleme esnasında meydana gelen inanılmaz
kendini çekme özelliğini eğlenceli bir biçimde ortaya
koymaktadır. Formüllerden de görüleceği gibi kendini
çekme (büzülme) miktarı partikül büyüklüğüne bağlı değildir.
Bu nedenle MIM teknolojisinde yeşil parçaların bünyelerindeki
plastik bağlayıcıların tane büyüklüğü büzülmeyi etkilemez.
Tek önemli faktör hammadde (karışım) içerisindeki hacimsel
doluluk oranıdır.
|
Bir
sonraki aşama kalıp setinin oluşturulmasıdır. Kalıp dizaynı
ve yapısının MIM'e özel olmasının haricinde kalıp imalatı
hemen hemen tüm yönleriyle plastik enjeksiyon kalıplarına
benzemektedir.
Bu nedenle günümüzde tüm MIM kalıpları, plastik enjeksiyon
kalıp üretimi konusunda eğitimli ve tecrübe sahibi olan profesyonel
kişiler tarafından imal edilebilmektedir. Tabi ki bu kişilerin
MIM konusunda ilave eğitim ve pratik yapmaları da gerekecektir.
Bu ilave eğitimlerin en can alıcı kısmı, MIM teknolojisindeki
büyük miktardaki kendini çekme (büzülme) faktörünün kalıp
setine yansıtılmasıdır. MIM konusuna yeni giren bir plastik
kalıp imalatçısına nihai parçanın resmi verildikten sonra,
"parçanın tüm ölçülerini %20 büyüterek kalıp setini imal et"
dendiğinde, yüzündeki hayret ve şaşkınlık dolu ifadeleri gözlemlemek
her zaman eğlenceli olmaktadır.
İdeal
durumda sinterleme esnasındaki büzülme oranının hassas bir
biçimde bilindiği ve sabit kaldığı kabul edilse bile (ki bu,
gerçekte çok nadir rastlanan bir durumdur), kalıp imalatçısı
sadece belli bir yaklaşıklıkla kendisine verilen şekli kalıba
işleyebilmektedir. Parça şekli nasıl olursa olsun veya parça
teknik resmi hiç hata içermese dahi kalıp seti kaçınılmaz
bir biçimde, kalıp imalatçısının tarzına, bilgi ve deneyimlerine
bağlı olarak işleme hatalarına sahip olacaktır. Kuşkusuz kalıp
imalatçısının MIM konusundaki eğitim ve tecrübesi ne kadar
fazla ise, kalıp setindeki işleme hatalarının büyüklüğü o
kadar az olacaktır. Özetle her kalıp seti tıpkı bir parmak
izi gibi kendine özel işleme hatalarına sahiptir. İşleme hatalarına
hammaddenin büzülme faktörünün belirlenmesinden kaynaklanan
hatalar da eklenince "toplam hata" bulunmuş olur. Bu toplam
hata her kalıp seti için farklıdır, hatta aynı kalıp seti
içerisindeki her bir kavite için birbirinden farklıdır.
Sonuçta;
en iyi ihtimalle kalıp setindeki toplam hata bitmiş parça
toleranslarından daha küçükse MIM parça uygun biçimde üretilebilir.
Diğer tüm durumlarda en azından üretim partisinin bir bölümü,
istenen spesifikasyonların dışına çıkılmış olacağından reddedilecek
veya hurdaya ayrılacaktır. Hazır hammadde kullanan ve hammadde
imalatçısının verdiği kendini çekme faktörünün doğruluğuna
güvenen MIM parça üreticileri için, bu durum kalıp setinin
ilave işlemelerle tashih edilmesi anlamına gelmektedir. Diğer
bir çözüm de sinterlenmiş MIM parçaların talaşlı imalat metodlarıyla
yeniden işlemeye tabi tutulmasıdır. Tabi ki bu halde de MIM
teknolojisinin ekonomik olma avantajı ortadan kalkacakır.
|
|
|
Şekil.4
- Hassas ve karmaşık şekilli mini boyutlu MIM parçalar
|
Diğer
taraftan kalıp setinin tashih edilmesi işlemi oldukça riskli
bir prosestir. Kalıp imalatçısı için revizyon işlemine ait
toleransların çok dar olması kalıbı daha da kötü hale getirebilir.
Çoğu durumda düzeltme pasoları tehlikeli bir biçimde birbirini
izler ve en kötü durumda kalıp seti komple kullanılamaz hale
gelir. Konuyu daha iyi açıklayabilmek için gerçek hayattan
alınma bir olayı inceleyelim ve konunun başında değindiğimiz
paslanmaz çelik saat gövdesi imal etmek için hazırlanan MIM
kalıp setini ele alalım:
Hata
için çok az pay var!
Ticari
olarak hazır hammadde kullanmaktayız ve üretici tarafından
kendini çekme faktörü K=1.176±0.004 olarak verilmektedir.
Bunun doğru olduğunu kabul ettiğimizde büzülme faktörü 1.172
ila 1.180 arasında demektir. Şimdi kalıp imalatçımıza kalıp
setini imal etmesi için kritik ölçülerden birini -örneğin
saat gövdesinin çapını, D=32.00±0.05 mm olarak verelim. Buna
göre hedeflenen kalıp kavitesinin çapı Dt=32mm*1.176 = 37.632
mm olacaktır. Kalıp imalatçıları mikron ile çalışmamaktadırlar,
hatta yüzdelikli (milimetrenin yüzde biri) değerler bile kalıpçılıkta
çok hassas kabul edilmektedir. Aksi halde kalıp imalatçıları
kısa sürede iflas ederler. Bizim olayımızda kalıpçımıza biraz
avans verelim ve onun MIM kalıp imalatında yeterince eğitimli
ve tecrübeli olduğunu kabul ederek, kalıbı
-0.032
mm toleransla imal edebileceğini kabul edelim. Bu halde gerçek
kalıp kavitesinin ölçüsü Dg=37.632-0.032 = 37.600 mm olacaktır.
Şimdi
gerçek büzülme faktörünün 1.178 olduğu durumda kalıptan çıkacak
parça ölçülerine bakalım: Sinter sonrası gövde çapı D1=37.600/1.178
= 31.918 mm olacaktır. Ne oldu? Bozuk bir parça ürettik. Hadi
gelin, kendimizi çok şanslı kabul edelim ve kalıp imalatçımızın
hiç bir işleme hatası yapmadan kalıbı tam istediğimiz ölçüde
yaptığını varsayalım. Bu halde sinter sonrası parça çapı D2=37.632/1.178
= 31.946 mm olacaktır. Hala bozuk parça üretmekteyiz.
Saat
gövdesi imalatı orta seviyede hassas kabul edilebilecek bir
parçadır. Yukarıdaki hesaplamalardan da anlaşılacağı gibi
istenilen toleranslar içerisinde parça üretmek için kalıptaki
işleme hataları sıfır bile olsa, ihtiyacımız olan şey büzülme
faktörü 1.176±0.00184 olan bir hammaddedir. Paslanmaz çelik
hammadde için verilen 1.176±0.004 büzülme faktörü ağırlık
olarak; karışıma konacak 1000 gr paslanmaz çelik tozu için
0,75 gr hata payı içerdiği anlamına gelmektedir. Bu halde
bile saat gövdesi olayımızda istenilen toleranslara erişmede
yetersiz kalmaktadır.
Ticari
hammadde üreticileri eczacı değillerdir. Küçük miktarlarda
ve hemen hemen hiç hata payı olmayan karışımlar üretmezler.
Daha da ötesi ürün boyutları küçüldükçe hata için marjlar
da küçülür ve imalat toleransları daha sıkı hale gelir. Örneğin
mikro-hassas bir parça üzerindeki 0.050 mm'lik bir ölçü için
verilen ±0.005 mm'lik bir tolerans normal kabul edilebilir.
Ancak dünyadaki en iyi kalıp imalatçısı dahi bu değerleri
yakalayamayacaktır. O halde çözüm nedir? Önceden hazırlanmış
bir hammaddenin büzülme oranını kontrol etmek ve ayarlayabilmek
ya da yeni bir hammadde hazırlarken istenilen büzülme oranını
hassas ve sürekli bir şekilde karışıma uygulayabilmek bu nedenle
büyük bir ekonomik fayda sağlamaktadır. Aslında bu, çok hassas
toleranslara sahip gelişmiş mikro parçaların imal edilebilmesi
için bir önşarttır.
Temel
kural oldukça basittir: Karışımın içerisindeki hacimsel doluluk
oranını değiştirmek suretiyle büzülme faktörü ayarlanabilir.
Karışımın içerisindeki metal veya seramik tozu miktarı arttırıldıkça
(başka deyişle bağlayıcı miktarı azaltıldıkça) büzülme oranı
düşer. Tersi durumda da artar.
|
|
|
Şekil.5
- MIM yöntemiyle imal edilmiş bir traş bıçağı kafası
büyük bir parça değildir, ancak hassas olmak zorundadır
(solda). Hidrolik konnektör (sağda) ise 0.9 mm çapında
bir deliğe ve 0.2 mm et kalınlığına sahiptir.
|
Bununla
birlikte gerçek hayatta durum; "daha fazla büzülme için bağlayıcı
ekle, daha az büzülme için toz (metal, seramik) ekle" kadar
basit değildir, biraz daha karmaşıktır. Herşeyden önce karışımın
kompozisyonu hassas bir şekilde bilinmelidir ki gerekli değişikliklerin
ne şekilde yapılabileceği tesbit edilebilsin. Bu ticari olarak
satılan ve kullanılmaya hazır karışımlar için imkansızdır.
Zira genelde karışım (hammadde) kompozisyonları ticari bir
sır olarak saklanır.
Karışımın
kompozisyonunu değiştirmek!
Hammadde
içerisinde bulunan bağlayıcılar, reçine, mum, plastik hamuru,
yüzey kayganlaştırıcı, çeşitli dolgu maddeleri ve ayrıştırma
işlemi için gerekli diğer bazı organik malzemelerin kompleks
bir şekilde birleştirilmesiyle oluşturulmaktadır. Her bir
katkı maddesi bağlayıcıya spesifik bir özellik kazandırmaktadır
ve bunların bileşkesi bağlayıcının toplam özelliğini teşkil
etmektedir. Bağlayıcının toplam özelliği de sonuçta elde edilecek
hammaddeyi etkilemekte ve onun stabilite, çekme mukavemeti,
uzama, viskozite vs. gibi niteliklerine katkıda bulunmaktadır.
Kolayca anlaşılacağı gibi, eğer elimizdeki yüksek oranda toz
içeren bir hammaddeye ait büzülme faktörünü düşürmek istersek,
bağlayıcı içerisindeki katkı maddelerine ilave yaparız. Örneğin
enjeksiyon sıcaklığında hammaddenin viskozitesini düşürecek
ve yağlama kabiliyetini arttıracak katkı maddeleri parçanın
kalıplanmasına fayda sağlayacaktır. Benzer biçimde enjeksiyon
işlemi sırasında viskozitesi düşük olan bir hammaddeye ait
büzülme faktörünü arttırmak istersek, viskoziteyi yükselten
katkı maddelerini karışıma ilave ederiz. Alternatif olarak,
farklı morfolojideki dolgu maddeleri de aynı sonucu elde etmek
için kullanılabilmektedir.
Bu
nedenle ister büzülme faktörünü düşürmek için dolgu malzemesi
katılsın, ister arttırmak için bağlayıcı ilave edilsin, karışımın
kompozisyonu istenilen özelliklerin kazandırılması amacıyla
değiştirilebilir. Ancak neticede, mevcut karışımın kompozisyonu
bir kez modifiye edildi mi, o karışım artık yeni bir hammadde
olmuştur ve özellikleri optimize edilmelidir.
MIM
teknolojisinde mühendisler metal tozu ve plastik bağlayıcıların
karışım formülünü keşfettiklerinde ve karışım malzemenin kendini
çekme özelliğini yönetmeye başladıklarında adeta birer büyücüye
dönüşüyorlar: Onlar artık çok hassas toleranslara sahip MIM
parçaları üretebilir, aynı malzemeden farklı büyüklüklerde
ya da farklı malzemelerden aynı büyüklükte ürünler elde edebilirler.
Ve bunların hepsini tek bir kalıp seti ile yapabilirler. Daha
da ötesi; kalıp setleri işleme hataları içerse dahi bunu başarabilirler.

Şekil.6
- Nikel alaşımından MIM yöntemiyle imal edilmiş bir türbin
çarkı
İşte
MIM büyücülerinin ilk sırrı: "Kalıp işleme hataları düzeltilebilir."
Bir önceki saat gövdesi örneğimize geri dönelim: 32.00 mm
olması istenen gövde çapı 31.918 mm gelmekte ve hammadde üreticisi
tarafından 1.176 olarak verilen büzülme faktörünün de gerçekte
K=1.178 olduğunu tesbit etmiştik. Tabi bu arada kalıbımızı
da imal etmiştik. Şimdi toleranslar içerisinde kalacak saat
gövdesi imal etmek için karışımın büzülme faktörünü değiştirmemiz
gerekmektedir. Olması gereken faktör K=37.60/32.00 = 1.175
dir. Görüldüğü gibi daha az büzülmeye ihtiyaç olduğundan mevcut
karışıma metal tozunun ilave edilmesi gereklidir. İlave edilecek
miktar karışımın orijinal kompozisyonuna bağlıdır. Bu nedenle
toz ilavesi yapılırken hammaddenin viskozitesini de koruyabilmek
için eş zamanlı olarak bağlayıcı da karışıma katılmalıdır.
Bu noktada ikinci sır da ortaya çıkmaktadır:
"Çok hassas toleranslara sahip parçalar üretilebilir."
Karışımın
formülünü değiştirme konusunda yeterince tecrübeye sahip olan
MIM üreticileri dar toleranslara sahip parçaları imal edebilmektedirler.
Kalıp işleme hatalarını bertaraf etmek için uygulanan çözüm
yöntemi, aynı şekilde hassas toleranslara ulaşmak için de
kullanılabilmektedir. Sadece bu kez, modifiye edilecek büzülme
faktörü, sinterlenmiş parçanın toleranslardan sapmasına göre
hesaplanır.
Büyü
işe yarıyor!
Büzülme
faktörü ile oynayabilmek, daha fazla imkanlar da sağlamaktadır.
Üçüncü sır: "Aynı kalıp seti ile farklı
büyüklüklerde parçalar üretilebilir." Kolayca anlaşılacağı
gibi büzülme faktörü ile oynayabilmek, hacimsel manada metal
tozu ve bağlayıcıların pratik limitler içerisinde karıştırılabileceği
koşullarda olabilir. Kabaca hacimsel olarak oran %35-%70 arasındadır
ve bu da büzülme faktörünün 1.41 - 1.126 arasında olabileceği
anlamına gelmektedir. Böylesine değişebilen bir kendini çekme
oranıyla da oldukça farklı ölçüler elde etmek mümkündür.
Çelik
saat gövdesi örneğimizi tekrar ele alalım. Kalıp hatasını
kompanze ettiğimizi ve 32mm çapında paslanmaz saat gövdeleri
imal ettiğimizi varsayalım. Bununla beraber yine paslanmaz
çelikten ama bu kez 28 mm çapa sahip bayan modeli için de
gövde yapmak isteyelim. Bu halde büzülme faktörü K=37.60/28.00
= 1.342 olmalıdır. Yani faktörü büyütmek için karışıma bağlayıcı
ilave etmek gerekmektedir. Bu örnek aynı kalıpla nasıl daha
küçük bir parça yapılabileceğini göstermektedir. Daha büyük
bir parça yapmak da benzer biçimde büzülme faktörünü küçültmek
ile mümkün olacaktır.
|
|
|
Şekil.7
- MIM yöntemi ile sadece mini parçalar üretilmemektedir.
Yukarıdaki roket kanatçığı yarım kilodan fazla gelmektedir.
|
Sıra
dördüncü sırda: "Farklı malzemelerin büzülme faktörlerini
eşitlemek."
MIM hammaddesinin kendini çekme faktörünü yönetmeye başladığınızda
farklı malzemelere ait büzülme değerlerini eşitlemek suretiyle
aynı ölçülere sahip ancak farklı malzemelerden yapılmış MIM
parçlar elde edebilirsiniz. Paslanmaz çelik saat gövdesi imal
etmek için dizayn edilmiş bir kalıpla, aynı boyutta titanyum,
tungsten karbür, zirkonyum gibi farklı malzemelerden saat
gövdeleri de üretilebilmektedir.
Beşinci
sır; "maliyet avantajının yakalanmasıdır."
MIM teknolojisinin sunmuş olduğu yukarıda açıklanan imkanlar,
bir çok tüketim malının imalatında kullanılacak kalıp yatırımlarının
da azaltılmasına olanak sağlamaktadır. Hele günümüzde tüketim
mallarının çok çeşitli ve ekonomik ömürlerinin kısa olduğu
düşünülürse sağlanan tasarrufun büyüklüğü daha da iyi kavranabilecektir.
Diğer tarafan bilhassa kompleks şekilli parçalarda kalıbı
ürüne uydurmak yerine, ürünü kalıba uydurma felsefesi kalıp
imalatındaki yeniden işleme maliyetlerini büyük oranda düşürmektedir.
Diğer bir maliyet avantajı da kalıp ömrünün arttırılması şeklinde
ortaya çıkmaktadır. Aşınma nedeniyle kalıp ölçüleri büyüdüğünde
büzülme faktöründe yapılacak değişiklikle başlangıçtaki ölçüler
yeniden elde edileceğinden kalıbın daha uzun süre hizmet vermesi
mümkün olmaktadır.
Hammaddenin
büzülme faktörünü kontrol edebilmek MIM mühendislerine altıncı
bir imkan daha tanımaktadır: "Metal veya seramik parçaların
minyatürize hale getirilmesi."
MIM
prosesindeki yüksek oranlı kendini çekme özelliği, diğer konvensiyonel
imalat yöntemleriyle üretilmesi pek de mümkün olamayan görece
küçük boyutlu minyatürize parçaların imal edilebilmesini sağlar.
Sinterleme öncesi parça ölçüleri (yeşil parça ölçüleri) nihai
parça boyutlarından daha büyük olduğundan, imalat kolaylıkla
yapılabilir ve parça sinterleme sonrası kendini çekerek minyatürize
hale gelir. Bu özellik MIM mühendislerine imalatta sanki bir
editör programı kullanma avantajı sunmaktadır.
Sonuç
Görece
küçük (minyatürize), karmaşık şekilli (kompleks), dar imalat
toleranslarına sahip (hassas) parçaların, yüksek mekanik özelliklere
sahip metal malzemelerden kaliteli bir biçimde ve büyük miktarlarda
üretilmesi, henüz emekleme safhasında bulunan ancak geleceğin
imalat teknolojisi olarak gösterilen Metal Enjeksiyon Kalıplama
- MIM yöntemi ile yapılmaktadır. Dizayn mühendislerine klasik
imalat metodlarının ötesinde imkanlar sunan MIM, tasarım ve
üretimde sınırların zorlanmasına neden olmaktadır.
Not:
Daha fazla bilgi için yazarın aynı konudaki diğer makalesine
başvurulabilir:
Geleceğin teknolojisi; Metalin
plastik gibi şekillendirilmesi
|