Ana sayfa   Sponsorlarımız:
         
     
Rapor - Makale > Endüstriyel Tasarım > Röportaj: Mirzat Koç, Endüstriyel Tasarımcı, IDEOLOG

Kodak, 3M, Panasonic, Fujitsu, Symbol Technologies ve Graco gibi firmalarkendi bünyelerinde de tasarım ekibi olmasına rağmen neden sizi tercihettiler?.. Bu firmalara hala proje yapmaya devam ediyor musunuz?

Mirzat Koç: "Üçüncü Göz". Ana sebebi kısaca budur. In-house tasarım ekipleri çoğu zaman yaptıkları işler içinde boğulurlar. Toplantılar, iş takipleri, üretim ve eğitim seyahatleri zamanlarının büyük bir kısmını aldığından dolayı tasarım yapmaya zaman bulamayabiliyorlar. Biz onlar için motive edici, yönlendirici, sürücü bir güç olarak devreye giriyoruz.

Genellikle tüm projelerde çok faydalı ve yenilikçi tasarım önerilerimiz oluyor. Bunlar çoğunlukla fonksiyonel yenilikler ve dolayısı ile faydalı tasarım tescili (patent) aldığımız projeler. Sadece şekil yenilikleri değil yani. Herhangi bir projemizi alın ve o müşterimizin geçmiş ürünleri ile kıyaslayın. Sınırların zorlandığını, standart çıtasının yükseldiğini göreceksiniz. Bir anlamda, müşterilerimiz kendi Rönesanslarını yaşamaktalar. Panasonic için tasarladığımız i-Palm dijital fotoğraf makinesini örnek verebiliriz.

Bizler için bu tarz düşünebilen müşteriler çok önemlidir. Elindeki ile yetinmeyen, daha iyisini yapmak isteyen ve riske girmekten korkmayanlarla çalışmayı tercih ediyoruz.

Ayrıca In-house tasarımcılarla çalışmak en zor işlerden birisidir. Çünkü bir çoğu zaten çok yetenekli tasarımcılar bunlar. O yüzden bizler "dışarıdaki adam" olarak onlardan daha iyi ve daha efektif olmak baskısı altındayız sürekli. Eskizlerden tutun da, modellere kadar tasarım süreci içinde birçok konuda daha etkili olmak zorundayız ki bizlerle çalışmaya devam etsinler.

 Büyük resim için tıklayınız
Panasonic için tasarlanmış ilk SD hafıza kartlı dijital fotoğraf makinası. Arayüzü, tek-başparmak ile kontrol edilebilecek şekilde uygulanmıştır.

Yeni bir tasarım işi üzerinize aldığınızda konsept tasarım fazında konuyayaklaşımınız nasıl oluyor? Nelere dikkat ediyorsunuz? Estetik vefonksiyonellik arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Mirzat Koç: Öncelikle müşterilerimizle "organik bağ" oluşturabilmek çok önemli. Ürün tasarımcılarının sadece nesnenin formu ve şekli ile sınırlandığı gibi yanlış bir kanı var. Bu esasen ürün tasarımcılarının tam olarak tanımlanamamış olmasından kaynaklanıyor. Ayrıca moda ve spor malzemeleri gibi sektörler medyada daha fazla yer bulduğu ve çoğunlukla stil, akım ve desen geliştirmek olarak algılandığı için ürün tasarımcılarını da olumsuz etkilemekte. Ben bugüne kadar tasarladığım her ürünün "içine" girdim ve ellerimle yaptım.

Laerdal için tasarlamış olduğumuz medikal acil yardım başlık örneğinde olduğu gibi tüm mekanizmalar, bilgiler bilgisayara geçmeden çok önce çözülmüş, çalışır fiziksel modelleri yapılmıştır. Daha sonra bilgisayar yardımı ile tüm mekanizma "optimize" edilmiştir.

Başka bir örnek olarak da, Viko için tasarlamış olduğumuz ürünlerden biri olan Kapaklı Topraklı prizi vermek istiyorum (Thea). Bu ürüne bakarsanız, detaylara olan hassasiyetimizi ve inadımızı orada da göreceksiniz. Kapaklı prizin menteşe ekseninde uygulanan çözüm kullanıcı ile ilgili değildir. Tamamı ile bir üretim çözümüdür ve oldum olası beğenmediğim bir çözüm olduğu için, biz çift eksenli menteşe geliştirdik. Bu mekanik sistemde fonksiyondan ödün vermedik ve belirlediğimiz estetik standartları da ihtiva ettik.

Bir diğer örnekte 3M dokunmatik LCD ekran'ı verilebilir. Bu tasarımda ürünün duvara veya doğrudan masa üstüne kurulması gibi iki seçenek var. Bundan önceki ve rakip ürünlerde olmayan bir ilki yapmaya sıvadık kollarımızı; Son hali ile, ambalajından çıkarılan ürün, vereceğiniz karar ile ya duvara ya da masa üstüne hiç bir ekstra parça veya aparat kullanmadan kurulabiliyor. Bu da her ürün için çok önemli olan "Out of the Box" deneyimi için son derece önemlidir.

Bugün sahip olduğumuz bilgi ve teknoloji ile çözülemeyecek konu ve yapılamayacak hiç bir şey olmadığına inanıyorum. En önemli soru, ne yapılacağıdır. Nasıl yapılacağını ise çözmek istemediğimiz sürece "başka" birisi her zaman çözecektir.

Büyük resim için tıklayınız
2002 IDEA (ABD) Tasarım ödülleri yarışmasında Medikal Ürüler grubunda Altın ödül kazanmış, kaza sonrası baş ve boyun sabitleme desteği.

Büyük resim için tıklayınız
Herhangi bir aparat gerektirmeden doğrudan duvara monte edilebilen 3M dokunmatik sıvı kristal monitor.

Tasarım ve prototip imalat safhalarında köpük modeller, grafik programları, 3D CAD yazılımları, rendering, 3D optik tarama, 3D Printing (hızlı prototip imalatı için) gibi araçları ne şekilde kullanıyorsunuz?..

Mirzat Koç: Söz konusu yazılımlar ve teknoloji elbette kaçınılmaz. Açıkçası üzerinde çok fazla düşünmeden ve hedefe en hızlı şekilde ulaşmak için en uygun olan aracı kullanıyoruz.

Örneğin, 3D printing desteğini dışarıdan alıyoruz. Bununla birlikte ofisimizdeki 3+1 eksenli Mini CNC sayesinde çok hızlı bir şekilde bir kaşığın ya da bir musluğun poliüretan köpük malzemeden çıktısını alıp tasarım detaylarımızı inceleyip değerlendirebilme imkanımız da var. Ben mavi kopuk malzemeyi işlemeyi çok sevdiğim için çoğu zaman SLA (Stereolitografi) prototiplerin gelmesini bekleyemem ve kendim yaparım. Bu metot ayrıca, projenin başında çok yoğun kullandığım bir metottur. Genelde yön belirleme aşamasında ve eleme kısmında çok kullanırım. Yazılım olarak, Alias ve SolidWorks destekli çalışıyoruz. Photoshop, Flash gibi programlar artık her evdeki televizyon gibi konuşulmaz detaylar haline gelmiştir.

Ürün tasarımında çok geniş bir yelpazede çalışıyorsunuz. Tasarımcının gelişimi açısından farklı sektörlere tasarım yapmak ne kadar önemli sizce? Tasarım sektöründe her zaman çok gündemde olan ıslak mekanlar/banyo ve mobilya konularında da çalışmalarınız var mı?

Mirzat Koç: Şüphesiz çok önemli. Çünkü medikal bir ürün üzerinde çalışırken ortaya çıkan bir problemi o esnada yapılan başka bir projedeki bir fikirle çözebiliyorsunuz. Bu çapraz atlamalar nihayetinde iyi çözülmüş ve tasarlanmış ürüne yansıyor.

Ofis mobilyaları ve ıslak mekanlar-banyo ile ilgili çalışmalarımızı ise önümüzdeki yıllarda göreceksiniz. Bu sektörlerde de çıtayı yükseltmeye devam edeceğiz. 

Tasarım sektöründe banyo vs. konuları çok işleniyor ve gündemde tutuluyor. İnşaat sektörünün "şekeri - candy" yani. Bu alanda çalışmalarımız konsept/prototip bazında var. Bunları paylaşmak için çok erken. Yeni, joy-stick'li ve pembe bir pisuar yapmak için yola çıkmadığımızdan emin olabilirsiniz. Çevreye ve insana duyarlı, akıllı çözümlere ulaştığımızda paylaşacağız.

Mobilya sektöründe ise yapmış olduğumuz bazı kavramsal çalışmalar var. Her birinde, insanı düşündüren detay ve fonksiyon kazandırmaya çalıyoruz. Açıkçası süngeri kumaşla kaplamak yetmiyor bizim için. Bununla birlikte ofis mobilyası ile ilgili çalışmalarımız var. Bu ürünlerde de konvansiyoneli ve kendimizi zorlamaya çaba gösteriyoruz.

Büyük resim için tıklayınız
Bekleme salonu için düşünülmüş, aydınlatmalı, raflı mikro oturma sistemi.


NY ofisinizin ardından Münih ofisinizi de açmanız nasıl bir gelişme ve plan sonucunda oldu? Akademik çalışmalarınız ve Türkiye ofis planlarınız var mı?

Mirzat Koç: Kendi tasarım ofisimi açmadan önce piyasada pişmek çok önemliydi benim için. Yani koltuğunuzun altında onlarca karpuz taşıyabilmek. Ideolog'u kurana kadar da 50'ye yakın ürünün tasarımında bulundum. Her tasarımcının rüyasıdır kendi ofisini açmak. Tasarımcının boyunun ölçüsünü alması için diğer kültür ve uluslardan tasarımcılarla çalışması gerektiğine inanıyorum. Ancak o zaman değerinizi ve eksiklerinizi anlayabiliyorsunuz. Bugün piyasada söz konusu ortamda gün geçirmemiş "ünlü" tasarımcılar var.

Benim ise ofisimi açmak için kaynak ve bilgilerimi kendim oluşturmam gerekiyordu. Bunun için Amerika'daki çalışmalarım esnasında bir Japon, bir Alman tasarımcıdan defalarca fazla çalışmam ve kendimi geliştirmem gerekti. Tasarımcı bu zorlukları kabullendiği sürece gelişmesi engellenemez.

Avrupa elbette her zaman planlarımızın bir parçasıydı. Ürün tasarımı sektöründe belirli bir "kıvama" ulaştıktan sonra Avrupa'ya açılmak "sürecimiz" açısından çok önemli. Bununla birlikte Türkiye'ye stratejik bir konumda daha yakın olmak, hizmetlerimizi paylaşabilmek için Münih'i tercih ettik. Avrupa teknoloji ve üretim üçgeninde olması, otomotiv devlerine (BMW) ve onların enerjisine yakın olmak çok önemliydi. Ayrıca Milano'dan 4 saat uzakta olmak, girmeyi düşündüğümüz yeni sektörler için stratejik bir konumda.

Türkiye ofisi çalışmalarımız var elbette... Özelikle öğrenci ve genç tasarımcılara fırsat verme bağlamında Türkiye'de bir ofis gerekli. Ayrıca, akademik olarak da paylaşmak ve eğitim kurumları ile beraber çalışmak istiyorum. Sadece üniversite bazında da değil, liseler de olabilir. Tasarım bilincinin liselerden başlayarak yerleştirilmesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü, insanların çevreleri ve nesneler ile olan bağına anlam kazandırmaya çalıştığınızda, hepimizi ilgilendiren çevre kirliliği, doğal kaynakların tehlikeli bir hızda tükenmesi gibi konuları topluca çözme şansımız kolaylaşır.

2005 Ocak ayında davet edildiğim Taiwan "National Chiao Tung University Institute of Applied Art"ta 2 haftalık bir çalıştay'da öğrencilerle "4 Entrances to Creative Design" bağlamında projeler yaptık ve deneyimlerimi paylaştım. Bu tür çalışmaları Türkiye'de de yapmanın gerekliliğini hissediyorum.

ADesign 2003 Fuarı'na bir stantla katılmanız ve seminer vermeniz ile sanırım Türkiye'de daha geniş bir kitle tarafından tanındınız? Siz de bu Fuar'a katılmaktan memnun oldunuz mu? Getirileri ne oldu? Yalnız sonraki fuarlarda sizi neden göremedik?..

Mirzat Koç: Evet, katılmak ve paylaşmak. Bu iki deneyim çok önemliydi. Çok keyif aldığımı ve konuşurken zorlandığımı itiraf etmeliyim.

Katılımda amacım, sektördeki diğer firma ve tasarımcı arkadaşlarla tanışmak ve paylaşmaktı. O yüzden fuar standında ürün tasarım sürecine ait eskizler ve maketler sergiledim. Bu aslında ürün tasarım sürecinde benim kişisel olarak eksikliğini hissettiğim kaygılarımdan kaynaklanıyordu. Bitmiş bir ürün ile birlikte o noktaya nasıl gelindiğini - süreci- merak etmişimdir sürekli. Fuar standı tasarımında özen gösterdiğimi söyleyemeyeceğim, maalesef.

Sonraki yıllarda katılmamamın birkaç nedeni vardı. Birincisi zaman - takvim uyumsuzluğu idi. İkincisi, belki de en önemlisi, fuar alanı seçimiydi. 2004'te sergi alanı ikiye bölünmüştü-enerjisi uyumsuzdu. 2005 -Eski Galata Köprüsü- ise çok sevdiğim bir "ürün" olmasına rağmen, "pazar yeri" havası verdiğinden dolayı katılmadık. Sanırım açıklamakta fayda var, yanlış anlaşılmak istemiyorum.

İstanbul'un nadide mekanlarından birinde, özlemini yaşadığım yerlerde, tasarlamış olduğum ürünleri sergileme cesaretinde bulunamadım açıkçası. İstanbul benim tasarlamış olduğum her şeyden daha güzel çünkü... 2006'da dilerim kapalı "bir" mekanda tekrar görüşmek üzere...

ABD'ndeki ortamla karşılaştırıldığında, Türkiye'deki yeni ürün geliştirme ortamını ve sektörü nasıl buluyorsunuz? Sizce sektörün gidişi nasıl? Global pazarda rekabetçi ürünler geliştirebilme açısından ülkemizin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Mirzat Koç: Çok önemli bir konu. Bire bir kıyaslama yapmak doğru olmayabilir esasen. ABD ve diğer ülkelerde ürün geliştirmeye ayrılan kaynaklar, devlet destekli eğitim ve üretim politikaları başlı başına analiz konuları.

Türkiye'de teknolojik uyum çok hızlı gelişiyor. Bunun -herkesin bildiği beyaz eşya ve ev elektroniği sektöründe önder isimler gibi- çok güzel örnekleri var. Bununla birlikte - %85'ne yakın, bizim için en önemli sektör olan endüstrinin omurgası niteliğinde KOBİ'ler var.
Türkiye üreten bir ülke ve üretimin olduğu her yerde ürün tasarımcısı bir artı değerdir.

KOBİ'ler bu yüzden ilgimizi çok çekmekte. Onlara ulaşmak, keserden, çöp tenekesine kadar her projede katkıda bulunmak istiyoruz. Belirlediğimiz birkaç sektörde pilot çalışmalar yapmaktayız zaten. Ar-Ge'ye bütçe ayıramayanlarla iş ortaklığı bazında çalışıp yatırımlara katkıda bulunuyoruz. Bunları yaparken de egolarımızı sabah ofise girerken askıya asıyoruz.

Ben Türkiye'de "bütçesi olan ya da olmayan" herkesle çalışmak istiyorum esasen.
O yüzden firmaların bize ulaşmalarında zorluk çıkarmamaya özen gösteriyoruz. Ulaşılmaz değiliz ve "idealist" olan herkese açığız.

         
     
TurkCADCAM.net > Türkiye'nin yeni ürün tasarım, geliştirme, CAD/CAM/CAE, CNC, kalıp ve imalat teknolojileri portalı
***** Sektörün profesyonel bilgi ve işbirliği platformu *****
© 2002-2017  Sinerji Yayıncılık, Tanıtım ve Danışmanlık Hizmetleri
Bu portaldaki içerik, ancak kaynak belirtilmesi ve izin alınması şartıyla yayınlanabilir.