Ana sayfa   Sponsorlarımız:
         
     
Rapor - Makale > Ürün Geliştirme > Üniversite sanayi işbirliği gelişimi için neden Ar-Ge yapmalıyız?

1. Türkiye'de sanayinin tarihsel gelişimi

Genel olarak Türkiye'de sanayinin gelişimini üç döneme ayırmak mümkündür. Dördüncüsünün çalışmaları da şu an yapılmakta, alt yapısı hazırlanmaktadır.

1.1 Cumhuriyetin kuruluş yılları dönemi (1923 - 1950)

Savaştan çıkmış bir ülkenin yeniden yapılanması ve kurulması inanılmaz çaba gerektirmiştir. Bu dönem sanayi kurmak ile değil, ülkenin kurulması ile geçmiştir.

1.2 "Know how" dönemi (1950 - 1983)

Bu dönemde artan nüfusa bağlı olarak oluşan ihtiyaçların karşılanması amacıyla, sanayi, kendi geliştirmek ve üretmek yerine halihazırda var olan dış ülkelerdeki ürünleri yardım anlaşmaları ile alarak o günkü şartlarda kolayı seçmiş ve montaj sanayini kurmuştur. Gümrük duvarlarının korumasında gelişemeyen sanayi, senelerce Ar-Ge anlamında bir gelişim sağlayamamıştır.

1.3 Açık ekonomi dönemi (1983 - 2012)

Değişen dünya ve yıkılan gümrük duvarları tek bir ortak Pazar olgusu, Türkiye'nin de kaçınılmaz olarak serbest Pazar ekonomisini seçmesine sebebiyet vermiştir. Ar-Ge kültürünün olmadığı ülkemiz dışarıdan gelen nitelikli, kaliteli, ucuz ürün ve marka bombardımanı karşısında fazla dayanamamış, 5-10 senede bir krize girmiştir. Montaj sanayi bu dönemin ortalarında çökmüştür. Çözüm olarak, montaj sanayi her ne kadar devam etmek istese de devam edememiş ve üretim üssü olma yolu seçilmiştir. Bugün bu dönemdeyiz. Bu dönemin de çok uzun sürmeyeceği yeni dönem hazırlıklarından anlaşılmaktadır. Benim öngörüm 2012. Bu dönemde de ülkemiz sanayi Ar-Ge anlamında bir gelişim sağlayamamıştır.

1.4 Ar-Ge üssü dönemi (2012- 2023)

Şu anda yeni bir döneme geçişin alt yapısı kurulmakta. İlk defa cumhuriyet tarihinde bir sonraki dönemin hazırlıkları bir kriz olmadan yapılmaktadır. Yasalar çıkarıyor, teşvikler veriyoruz. Ar-Ge üssü olmak istiyoruz. Bu dönemde ülkemizde Ar-Ge anlamında çok fazla bir gelişme olmayacağı aşikardır. Çünkü sorgulanmamaktadır. Ar-Ge kavramının sorgulanması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Nasıl Ar-Ge ya da hangi Ar-Ge? Ar-Ge'den ülke olarak ne anladığımız netlikle ortaya konmalıdır. Ar-Ge'de hedef ülke olarak nedir?

Lisanslı üretimlerden, üretim üssü olmaktan ne kazandığımız açıklıkla tartışılmalıdır ki, Ar-Ge üssü olmaktan ne kazanacağımız ortaya çıksın. Yoksa global ama bize ait olmayan markalara ucuz mühendislik yaparak ancak milimetreler mesafesinde ilerleyebiliriz bugün bulunduğumuz noktadan. Ar-Ge üssü olmanın ölçüm parametreleri nelerdir? Üniversiteler bu işin neresinde olacaktır? Üniversitelerde bu konu ile ilgili yapısal değişikler yapmaya hazır mıyız?

Ar-Ge ve yeni model geliştirme arasındaki ilişki günümüz otomotiv sanayinde gün gibi aşikardır. Uluslar arası çok çetin bir rekabet yaşanmaktadır. Geçmişte ağırlıklı olarak fiyat esasına göre rekabet edilirken günümüzde rekabet; fiyat ile birlikte kalite, etkin bir pazarlama, üründe yaratıcılık, değişen talebe hızlı yanıt verme yeteneği, ürün çeşitliliği ve geleceğe yatırım ile belirlenir olmuştur. Özellikle doymuş pazarlarda satışları müşteri eğilimleri belirlemekte ve daha sık aralıklar ile ürün geliştirme, dolayısıyla marka ve model yaratabilme başarımı önem kazanmaktadır (Yayın no: DPT 2660, 2002).

En önemli soru; kendi markalarımızı mı yaratmalıyız? Ar-Ge'yi bu amaçla mı yapmalıyız? Ya da işçilik yaptığımız yıllardan sonra şimdi de global markalara mühendislik mi yapacağız? Bu bizi nereye götürür?

 

2. Uzel'de yapılan test üniteleri

2.1 Şanzıman yorulma ünitesi

Tüm mühendisliği, geliştirilmesi, yazılımı ve üretimi Türkiye'de yapılmış olup dünyadaki en ileri eşdeğerleri ile aynı teknolojiye sahip olan test ünitesi resim 1'de görülmektedir. Önümüzdeki sene Türkiye teknoloji ödülüne bu proje ile başvurulması planlanmaktadır. Türkiye'de şanzıman testi ile ilgili yapılan ilk ve tek ünitedir.

Bu ünite ile şanzımanların tüm parçalarının (dişliler, rulmanlar, segmanlar, senkromeçler, hidrolik paketler.vs) yorulma testlerini yapmak mümkündür. Mertebe olması açısından belirtmekte fayda var: Dünyadaki benzerlerinin aynı kalite ve performansta olmasına karşın dörtte biri fiyatına tasarlanmış ve üretilmiştir. 160 beygir gücü ve 700 Nm giriş torku olan tüm şanzımanların 3.000 d/dk ya kadar olan giriş devirlilerinin ömür testlerinde geometri faklılığı önem arz etmeksizin kullanılabilinir. Çıkış torku 3000 Nm 400 beygir gücüdür. Ayrıca bir robot ünitesi ile vites değişimleri otomatik olarak yapılmaktadır. Robot ünitesi debriyaj ve vites robotundan oluşmaktadır.

Tüm kontroller yazılım ile yapılmakta olup ardışık olarak test turları planlanarak, örneğin 2000 saatlik bir ömür testi hiç durmaksızın değişik tork, devir ve viteslerde operatöre ihtiyaç duyulmadan, yapılabilmektedir. Saniyede 250 ölçüm alınarak veri toplanmakta ve veri bankası oluşturulmaktadır. Aynı zamanda test ünitesi şanzımanın yağını da istenilen sıcaklıkta şartlandırmaktadır.


Resim 1

2.3 Pnömatik titreşim yorulma ünitesi

150 kg ağırlığa kadar olan parçaları saniyede maksimum 30 kez ve 3 g'ye kadar istenildiği çevrimlere kadar titreştiren test ünitesi resim 2'de görülmektedir. Tüm mühendisliği, geliştirilmesi, yazılımı ve üretimi ülkemizde yapılmıştır. Pnömatik olarak çalışmaktadır. Yine ülkemizde kendi alanında yapılan ilk ve tek ünitedir. Yurt dışında benzerleri 10 katı fiyatla satılmaktadır.



Resim 2

2.4 Yapısal yorulma testleri ünitesi

Resim 3'te gösterilen test ünitesi komple şasenin ömür testleri amaçlı yapılmış olup, mühendisliği, geliştirilmesi, yazılımı, üretimi Türkiye'de yapılmıştır. Eşdeğerlerinin beşte biri fiyata mal olmuştur. Mertebe olması için yazıyorum, eşdeğerleri milyon Euro'lara pazarlanmaktadır. 40 tona kadar tüm şaseleri 6 adet actuator ile eş zamanlı ya da farklı zamanlarda senkron olarak dakikada 20 kez kuvvet ve deplasman baz alarak tüm şase ömür testleri yapılmaktadır. Şasenin dışında; emniyet kabinleri, emniyet çerçeveleri, direksiyon sistemleri ve her türlü mekanik sistemin yorulma testlerini yapabilecek donanımdadır. Test sistemi saniyede yüz ölçüm alarak veri toplamakta ve bu veriler incelenerek, eğer kırılma veya deformasyon oluştuysa test anında başlangıç çevrimini tespit etme imkanı vermektedir.



Resim 3

2.5 Komple araç saha testi yorulma ünitesi

Bir traktörün komple saha araç testi 2.000 saat sürmektedir. Bu testi yapmaya kalktığınızda, hafta sonları da çalışmak kaydıyla, bir senede bu testi ancak yapabilirsiniz. Maliyeti de size; test şoförleri, yakıt, konaklama, ekipman gibi giderleri de hesaba katarsanız ortalama 250.000 YTL'yi bulur. Resim 4'te gördüğünüz test pisti ile biz bu testi yalnızca beş günde yapabiliyoruz. Test pisti mühendisliği, geliştirilmesi, üretimi, ülkemizde yapılmıştır. Test pistinin komple araç saha testlerinde maliyet düşümüne ve tasarım geliştirme hızına katkıları inanılmaz olmuştur. Bu çalışma aynı zamanda bu sene 4'üncüsü düzenlenen OTEKON'a bildiri olarak sunulmuş ve bildiri kabul edilmiştir. 3 Haziranda sunumu da kongrede yapılmıştır.



Resim 4

2.6 Aktarma organları ve ayna mahruti testi yorulma ünitesi

Resim 5'te görülen test ünitesi bir araçtaki tüm aktarma organlarının testlerini yapabilmek amacıyla yapılmıştır. Çok ilginç bir ünitedir, bu ve benzeri testleri yapan üniteler milyon Euro'lar ile satılmaktadır. Benzeri test ünitelerinde dinamometreler kullanılarak yük verilip frenleme oluşturulmaktadır. Bu test ünitesinde dinamometre kullanılmamıştır. En büyük özelliği de budur. İki şasi resim 5'te görüldüğü üzere karşılıklı bağlanarak birbiri üzerinden yüklenmektedir. Giriş torku 350 Nm giriş gücü 110 beygirdir. Yine mühendisliği, geliştirilmesi, yazılımı, üretimi ülkemizde yapılmıştır. Bu test ünitesi ile ilgili uluslar arası patent başvuruları bulunmaktadır.



Resim 5

         
     
TurkCADCAM.net > Türkiye'nin yeni ürün tasarım, geliştirme, CAD/CAM/CAE, CNC, kalıp ve imalat teknolojileri portalı
***** Sektörün profesyonel bilgi ve işbirliği platformu *****
© 2002-2017  Sinerji Yayıncılık, Tanıtım ve Danışmanlık Hizmetleri
Bu portaldaki içerik, ancak kaynak belirtilmesi ve izin alınması şartıyla yayınlanabilir.