Ana sayfa   Sponsorlarımız:
Rapor - Makale > Ürün Geliştirme > TurkCADCAM Grubu'ndan; Yerli otomobil tasarım ve imalatı?..

Not: İlk defa TurkCADCAM.net Dergisi Ocak-Şubat 2006 Sayısında kısa bir özeti yer almış bu e-posta arşivinin büyük bir bölümü Eylül 2008'de TurkCADCAM.net portalından yayınlanmaya başlamıştır.
"Yerli otomobil tasarım ve imalatı" konulu fikir ve görüş alışverişlerine ait mesajların tümüne ise grup arşivinde arama yaparak ulaşılabilir

 

Salih Emin'in 21.10.2005 tarihinde sektörden 5.000'e yakın üyesi olan TurkCADCAM e-posta grubuna gönderdiği "Yerli otomobil tasarım ve imalatı?" başlıklı mesaja 1 ay içinde 60'dan fazla cevap geldi. Bu cevap ve yorumların hepsi de birbirinden farklı ve çok değerli görüşler ve bilgiler içeriyordu;


21.10.2005

Değerli üyeler,

Geçenlerde aklıma bir konu takıldı; Türkiye'de bilindiği üzere birçok CAD programının satışını yapan yetkili satıcılar bulunmaktadır. Bu firmalar programın tanıtımını yapmakla birlikte ayni zamanda eğitim ve destek hizmetleri de sunmaktadır. Bu firmalar vesilesiyle piyasalarda tasarımcılar ve çizimciler yetişmektedir. Kendilerine buradan, özellikle Türkiye'nin tasarım alanında gelişmesi için katkı sağladıkları için teşekkürlerimi sunuyor ve muvaffakiyetler diliyorum...

Ben de birkaç CAD programı kullanıyorum; Bu programları kullanırken kullanıcıya sundukları birçok tasarım araçları ile insan ister istemez "tasarım yapmamak imkansız" diye düşünüyor. Hatta olayı biraz daha ciddileştirmek ve büyükleştirirsek "Türkiye olarak neden bir otomobil yapamayalım?" düşüncesi doğuyor.

Tabiî ki bu işler ekip isi. Ancak TurkCADCAM grubunda bu sinerjiyi oluşturacak ve bu yükü omuzlayacak istidat ve kabiliyette kişilerin olduğuna inanıyorum.

Bir ara bu grupta Türk malı bir CAD programın yapılması ile ilgili görüşler sunulmuş ve daha sonra bu isin zorluğu ile ilgili görüşler ortaya atılınca defter kapatılmıştı. O yazılar ve görüşleri büyük bir merakla takip etmiştim ve nihayetinde defterin kapatılmasına üzülmüştüm tabiî ki...

Arkadaşlar, ne dersiniz? Bu grupta CATIA, UG, Pro/ENGINEER ve SolidWorks vb. gibi otomotiv ve makine sektörüne hitap eden programları kullanan zeki insanlar var. Bu grupta, iç ve dış tasarımı ile birlikte, üretim kriterlerine uygun şekilde araç modelleyip üretime geçirebilecek kişilerin olduğuna inanıyorum...

Görüşleriniz neler arkadaşlar?

Hepinize hayırlı çalışmalar ve iyi iftarlar...

Salih Emin
Teknik Ressam


 

22.10.2005

Salih bey,

Bu fikrinize can-ı gönülden destek veriyorum. Bence bilgi paylaşımı ve ekip çalışmasıyla yapılamayacak bir şey yok...

Bu noktada otomotiv sektöründe Ar-Ge ve atölye çalışmalarında hizmet veren teknik elemanlara ben de buradan çağrıda bulunmak istiyorum. Hatta bu konuda en ufak fikir verebilecek tüm grup üyelerine de çağrıda bulunmak istiyorum;

Bir bilgi paylaşımı platformu oluşturalım ve bu platformda çalışmalara "start" verelim.

Bence önemli olan işi yapmak istemek. Yapmak istenilen iş ne kadar kompleks olsa da yanlışlardan doğrulara ulaşabiliriz. Bence her yanlıştan doğruya giden bir yol vardır.

Endüstriyel tasarımcıyım, ürün dizaynı, mekanik dizayn konusunda hizmet veriyorum ve bu konuda oluşturulabilecek her türlü platformda yardıma gönüllüyüm...

Saygılarımla

Tuna Emre Erecek
Ar-Ge Müdürü

Main Çelik Ticaret Ltd. Şti.


22.10.2005

Salih bey,

Diyelim ki tasarladık (aslında bu anlattığınız kadar basit bir iş değil); bugün bir otomobil tasarımı (sadece tasarımı) testleri prototipleri vs. Minimum 500 kişilik deneyimli bir ekiple know-how da almak koşuluyla 3 yıl sürer ve minimum 250.000.000 USD para gerektirir...

Ayrıca her şeyi hallettiğinizi varsayalım. Kime satacaksınız? Kapıda hiç bilmediği bir markayı sırf "yerli malı, yurdun malı" diye bekleyen müşteriler mi olacak?..

Bir zamanlar imza markalı bir araç yapılmıştı. Yani her bir parçası farklı markalardan alıntı olan ve bunun dışındaki unsurları çamur ve hızlı prototiplerle yapılmış bir araçtı. Araç tasarımını ve süreçleri bilen kişiler dışında herkesi yanıltabilecek, kandırabilecek bir üründü...

Arkadaşlar, araç tasarımını herhangi bir makine tasarımı ile karıştırmamak gerekir; çok ama çok zor ve karmaşık bir süreçtir. Büyük bir bilgi birikimi ve deneyim ister. Yoksa bunu herkes yapabilirdi. Olay sadece tasarım işi değildir. Epeyce bir mühendislik işgücü isteyen bir süreçtir...

Saygılarımla

Yavuz Kaya
Kamyon Ürün Geliştirme
Şasi Sistemleri

Ford Otosan


23.10.2005

Salih Bey,

Görüşlerinize kesinlikle katılıyorum; Bizim içimizde bu programları yurt dışındaki kullanıcılardan kat kat daha iyi kullanan arkadaşlar olduğuna inanıyorum...

Hem böyle bir ise girişsek, bitiremezsek bile bize büyük faydası olacağına inanıyorum.

Böyle bir projeye elimden gelen bütün yardımı yapmaya hazırım.

Herkese iyi çalışmalar.

Mehmet Bezirkan
Makine Mühendisi
Ar-Ge Böl.

Varlık Makina San.


24.10.2005

Çok amatörce bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum, araba tasarlama fikri çok güzel ve idealistçe... Ancak gerekli know-how birikiminin yüz yıla dayanması gereken bir projedir bu. "Haydi biz araba tasarlayalım" demekle olmuyor. Çok iyi Pro/ENGINEER, CATIA, UG vs. bilmekle de olmuyor.. Bu programların bir teknik resim masasından farkı yok.. Tasarım araçlarıdır sadece... Binlerce katı model programını çok iyi kullanabilen insanları bir araya getirin isterseniz, yeteri kadar know-how'dan yoksun iseler yaptıkları yetersiz katı modellerden ileriye gidemez...

Öncelikle çok iyi matematik bilmek gerekiyor, çok iyi fizik bilmek, çok iyi malzeme bilgisi, çok iyi termodinamik bilmek, çok iyi mukavemet, kinematik, dinamik vs. bilmek gerekiyor.. Sadece bilmek de yetmiyor, ileri derecede ÇOK iyi bilmek gerekiyor.. Yüzyıllara dayanan bir birikim gerekiyor... Ve çok çalışmak gerekiyor..

Bir diferansiyel denklem çözümünün sanayimizde ne kadar yeri var sizce? Ne kadarımız karmaşık denklemler çözüyoruz yaptığımız projelerde?..

Amacım eleştirmek değil, ama kuru kuruya hayal kurmak da değil..

Mühendislerimiz bilim adamı seviyesinde olabilirse ve her yaptığımız projeleri bilime dayandırabilirsek elbette ki bir süre sonra otomobil de yaparız, uçak da yaparız, diğer gezegenlere de gidebiliriz.. Ama BİLİM şart... BİLİMADAMI şart... ve ÇOK ÇALIŞMAK şart.. Bilmeden ne yapabiliriz?

Böyle projeler yapabilmek ve Dünyaya satabilmek ve öncü olabilmek uzun bir süreçtir. Bir başlangıç noktası vardır. Henüz bir başlangıç noktamız bile yok, böyle düşünüyorum..

Herkese iyi günler diliyorum.

Latif Taştan
MAJET Sujeti ile Yüksek Basınçla Kesme San. ve Tic. Ltd. Şti.
İstanbul


24.10.2005

Salih bey,

Bu zaten yapılıyor; Bursa'da Hacı İsmail Hakkı Keskin ve kardeşleri Güleryüz Fabrikaları'nda üretim yapıyor. Müşteri de kuyrukta;

................
Güleryüz Karoseri Otomotiv Sanayi ve Tic. A.Ş. tarihçesi:

1967 yılında baba ve üç kardeş, kendi bilgi birikimleri ile küçük bir iş yerinde, kazalı araçların kaporta işlemlerini yaparak karoser alanında ilk adımı attı. Daha sonra 1982 yılında Güleryüz A.Ş. adı altında küçük bir aile şirketi kurarak faaliyetlerine başladı. Çeşitli marka ve teknik özelliklere sahip şasiler üstüne motorları arkaya alarak, çeşitli resmi kuruluşlara, askeriye ve özel şirketlere, dönemin ihtiyaçlarına göre çeşitli üretimler yaparak faaliyetlerine devam etti.
1999 yılı başından itibaren otobüs seri üretimine karar vererek bu yönde çalışmalara başladı. 2000 yılı başından itibaren kendi markası ÇOBRA ile otobüs üretimine başlamış ve bu yönde büyük başarılara imza atmıştır;
www.guleryuz.com
................

Şu anda Türk bilgi birikimi uçak da dahil her şeyi üretebilir...

Elektrikle ve/veya hibrit ve/veya basınçlı hava ile çalışacak araç motorlarını geliştirmeliyiz...

Saygılarımla

Murat Birecik
Kimya Mühendisi

Murat Birecik Marin Teknik Tic. Ltd.
İstanbul

Güleryüz Cobra Otobüsleri Bursa'da üretiliyor. www.guleryuz.com

24.10.2005

Değerli üyeler,

Salih Bey'in önerisi (detaylı bir istek belirtilmemiş ama) oldukça yapıcı bir fikre dönüştürülebilir. Mesajında "pazarlama amacıyla otomobil üretelim" diye özel bir cümle göremedim. Heyecanla yazılmış bir mesaj gibi düşünüyorum ve bu yüzden büyük amaçları çağrıştırıyor olabilir. Eminim Salih Bey de bir CAD yazılımında bir kaç saatte üretilebilecek bir modelin, gerçek hayatta bambaşka ihtiyaçlar gerektireceğini kabul ediyordur.

Kendi fikrimi kısaca yazayım:
Bence seri üretim amacıyla ürün tasarlamak ile amatör-deneysel amaçlarla ürün tasarlamak arasında bir çok fark var: bütçe, bilgi ve tecrübe gerekliliği, keyif bunların başında geliyor.

Amacı iyi belirlemek lazım. Şahsen seri üretim amacıyla bir araç tasarımına girmek bana da mantıklı gelmiyor. Ancak, seri üretime de temel olabilecek ve ülkemizde eksik olan ÜRETİME YÖNELİK TASARIM konusuna hevesle ve kararlılıkla yaklaşılması gerekli. Bu yüzden teknik tecrübeyi de artıracak şekilde deneysel çalışmalara gidilmelidir. Eminim böyle bir çalışma, içerisindeki kişilere hem tasarım, hem analiz, hem de üretim konusunda tecrübe kazandıracak ve "ileride" neye ihtiyacı olduğunu gösterecektir.

Şöyle bir öneriyle destek vereceğim:
Çeşitli ulusal ve uluslararası yarışmalar farklı eğitim seviyeleri ve sektörlerden herkese açık olarak düzenleniyor. Yapıcı enerjisi bulunan ve bunu paylaşmak isteyen teknik insanlar ortak bir platform oluşturup fikirlerini bu yarışmalarda deneyebilirler. 3-4 kişilik çekirdek gruplar böyle yarışmalarda büyük işler çıkartabiliyorlar.

Örneğin, TÜBİTAK'ın güneş enerjili arabalarla ilgili yarışmasına katılmak ilginç bir deneyim olabilir. Burada elektronik ve elektrik, malzeme ve mekanizma, yapısal tasarım ve analiz ve hatta sürüş güvenliği gibi birçok konuda kendinizi ve fikirlerinizi sınayabilirsiniz.

İyi çalışmalar ve işe girişecek herkese başarılar dilerim,

Coşkun Özaşçılar
Havacılık Mühendisi

TAI

 

ilgili haber için tıklayınz

Formula G


24.10.2005

Salih Bey,

Bu temennilerinize katılıyorum. Ancak bahsettiğiniz şeyin boyutlarını açıklamak üzere bir iki konuyu açıklamak isterim:

Türkiye'de araç tasarlayıp yapmak... Ford Otosan olarak biz bu işi yapıyoruz zaten: Transit Connect.
Ama bu proje için 1000'den fazla mühendis ve teknik ressam (bu rakam içinde yan sanayi çalışanları da mevcuttur) "tam zaman" yaklaşık 3 yıl çalıştı. Yapılan yatırım yüz milyonlarca dolar...

Fazla söze gerek yok sanırım; Rakamlar her şeyi açıklıyor?..

Saygılarımla,

Sami Özbay

Fort Otosan


Ford Transit Connect


25.10.2005

Sayın Üyeler,

Maalesef bizler öncelikli olarak Y. Lisans, sonra İngilizce, sonra meslek ve sonra da hangi üniversiteden mezun olunduğuna göre bir şeyler öğrenme ve/veya geliştirme şansını yakalayabiliyoruz? Bu da sanırım bir şeylerin realitesi konusunda şüphe doğuruyor.

Türkiye'de 4 zamanlı Dizel Motor tasarımı ile; %100 Türk mühendisleri tarafından, 2 yıl gibi kısa bir sürede ve 10 kişilik bir ekiple TİDEB projesi olarak başarıya ulaştı ve ortaya Euro III, Intercooler, Turbo Şarjlı, SOHÇ, 16 V, 1400 d/d 'da 426 Nm, 2400 d/d'da 122 HP güç üreten 3 Silindirli bir motor ortaya çıktı! Bu projenin prototiplerini Motosan Motor Sanayi A.Ş. fabrikasında sanırım görebilirsiniz. Firma yakın zamanda seri üretime geçerek kendi reklamını/bilgilendirmesini zaten yapacaktır;

www.xalqqazeti.com/view.php?d=15593
www.motosan.com
www.bozkurtmodel.com
www.teknosistem.com.tr

Kaporta, lastik, jant, cam vb.. unsurlarda ise zaten kendi içimizde yeterliyiz. Analiz, CAD/CAM, CMM vb. konularda oldukça iyiyiz. Ancak enjektör ve pompa konusunda alternatif olan yerli bir firma bildiğim kadarıyla henüz yok?..

Mühendislik açısından kendimizi çok aciz hissediyoruz sanırım. ŞAE standartlarında yanma odası dizaynı hakkında makaleleri olan, bu konuda Dünyaca ünlü Türk Profesörlerimiz var. Ancak ne var ki bizim sanayicilerimiz "Yapılamaz" düşüncesiyle, böyle işlere girmekten korkmaktadırlar ve yapılmış örnekler ise onlara inandırıcı gelmemektedir.

Bunun aşılmasını sağlayacak olan, devamlı göz önünde olan ve ellerinde yüksek reklam ve yatırım gücü bulunan Türkiye'mizin otomotiv üreticileridir.

Bugün Ford Otosan, Hema Otomotiv, Mako, Uzel, Ditaş, Parsan, Renault, Tofaş vb. bir çok OTOMOBİL üreten fabrikalarda yerli CNC tezgahlar var ise, bir motorun Türkiye'de tasarlanan ve üretilen makinelerle bütün parçaları işlenebiliyorsa, sac kalıpçılığı konusunda denizleri aşmış isek, kendi motorumuzu en iyi seviyede dizayn edip/üretebilmiş ve piyasa lideri bir çok firmadan daha iyisini yapabilmiş isek; İhtiyaç halinde; "Yerli Otomobil tasarımı" konuşu; bunları birleştirmek - adapte etmek ve bir emisyon çalışması için yurt dışına ödenen para kadar sermaye yaratmaktan başka bir şey olmamalıdır.

Kısaca imkan, kabiliyet veya olanak açısından "yapamıyoruz" gibi bir şey söz konusu değildir. Yorumlarınızda bunu dikkate almanızı rica ederim; bu olumsuz bakış açımızla, farkında olmadığımız teknolojik gelişimlerin de körelmesine neden olabiliriz.

Saygılarımla

O. İlker Yılmaz
Mekanik Ar-Ge Uzmanı
Başak Traktör İş ve Tarım Makineleri San. ve Tic. A.Ş., Sakarya


25.10.2005

Tüm üyelere selam,

Ben ise tam aksine bunun amatörce bir yaklaşım olmadığını, işin tarif edildiği üzere çok da aman aman bir teknoloji içereceğini düşünmüyorum... Sonuçta bir araba tasarlanacak, temel parametreler belirlenecek... Aynanın katlanabilir olmasını elbette bir kinematik analize dönüştürüp araba hareket halindeyken bu aynanın üzerine gelen rüzgar yükünü CFD analizi ile bulup, malzemeler arasındaki sürtünme kuvvetinin bu rüzgar yükü ile yenilip aynanın hareket halindeyken katlanmasını önleyecek bir mekanizma düşünebilirsiniz...

Ama sonuçta tasarlanan katlanabilir bir ayna?.. İşi kompleks yapmak istersek bunu rahatlıkla yapabiliriz... Bence önemli olan kalede bir gedik açmak, Dünyanın yaptığı da bu zaten... Önce bir konsept araba düşünür; sonra zaman içinde detaylara girer; makul bir sürede de satılacak bir ürün haline getirisiniz...

Eğer buradaki amaç satış yapmaktan çok bir beyin jimnastiği yapmak, bir sinerji oluşturmaksa üyelerimizi buna katkı yapmaya davet ediyorum...

Geçenlerde üniversiteler arası güneş arabası yarışları yapıldı (www.turkcadcam.net/haber/2005-08-31.html) Eminim bu yarışlara katılan her grup bu tasarımlar esnasında çok şeyler yaşamış, tecrübe etmiş, sonuçta yarısı kazanamasalar bile ileriki meslek hayatlarında belki bambaşka işlerde kullanabilecekleri bir tecrübeye kavuşmuşlardır

Saygılarımla

Nuri Şaplakoğlu


25.10.2005

Değerli üyeler,

Otomobil üretmek mutlaka kolay bir iş değil. Fakat biz 50 yıl diğer ülkeleri seyrettik, "Nasıl olsa geride kaldık, ne yapsak boş" mantığını çok doğru bulmuyorum...

Karşımızda Hyundai örneği var. Bu Kore firması bu sektördeki diğer firmalara göre bu işe çok geç başlamasına rağmen şu anda önemli oyunculardan birisi. Bildiğim kadarıyla Tofaş bu sektörde Hyundai'den daha eski bir firma fakat şu an bu iki firmayı kıyaslama şansımız bile yok maalesef. Doğru planlanmış politikalar sayesinde Tofaş'ın bir Hyundai olması mümkün değil miydi?

Bu konunun sadece özel sektörün tek başına başarabileceği bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Devlet, politikalarını bu doğrultuda yapmalı, Ar-Ge'ye bütçede çok daha fazla pay ayırmalı. Uzun süre kar amacı gütmeden bu işe yatırım yapmalı. Bence ancak bu şekilde bu büyük sektörde bir dünya markası ortaya çıkarabiliriz?..

Saygılarımla

Hakan Yıldırım

IVECO


25.10.2005

Değerli grup üyeleri,

Otomotiv sektöründe ürün geliştirmeci olarak 8 yıldır çalışıyorum. Belki bu sektöre girmeden önce sizler gibi düşünebilirdim fakat içinde bulunduğum ve tüm zorluklarını yaşadığım 2 büyük proje yaşadım. Bunun bir tanesi yerlileştirme projesi idi diğeri Türkiye'de tasarlanmış bir kamyon projesidir. Halen de bu kamyonun geliştirilmesi ve farklı versiyonlarının tasarlanması için çalışıyorum. Size en basit dille anlaşılır şekilde proje aşamalarını anlatmaya çalışayım:

Bu tür bir proje yapabilmek için çok geniş ve tam mesaili çalışacak bir kadro kurulması gerekir. Projenin konusunda çok uzmanlaşmış en az 2-3 projeyi başarı ile tamamlamış yöneticilerinin olması gerekir. Bu en tepe yöneticinin altında yine konularında uzmanlaşmış alt yöneticiler olması gerekir. Örneğin sası sistemi, gövde sistemi, aktarma organları sistemi gibi alt sistemler.

Yani organizasyonun 2. Kademesinden sonra bizzat çalışan ekipler kurulur. Örneğin koltuk ekibi egzoz ekibi gibi. Bu tür onlarca ekip bir çok ön çalışmadan, araştırmadan, piyasa araştırmalarından, maliyet analizlerinden sonra nihai ürünü tasarlamaya çalışırlar.

Aracın endüstriyel tasarım kısmından hiç bahsetmiyorum, bu da zaten başlı başına bir ciddi çalışma gerektiriyor.

Yapılan dizaynlar CAE analizleri ile önce sanal ortamda analizlere tabi tutulur ki en az maliyetle prototiplere başlanabilsin. Daha sonra prototipler yapılır üzerinde tartışılır, sorgulanır ve belki defalarca "cope" atılarak yeniden çalışılır.

Bir çok yol testi ömür testi, çarpışma testi, dayanım testi vs. Gibi testlerden geçirilir. Bu arada siz en iyi, en güvenli, en ucuz, en hafif, en ergonomik, en kolay seviş edilebilir, en kolay üretilebilir vs. Tasarımı yapmak zorundasınızdır. Geçen uzun sürecin sonunda yüzlerce hatta binlerce insanın kuruluşun (üniversitelerin-yan sanayilerin) emeği ile nihai ürün ortaya konur.

Yani kısacası bu amatörce bir yaklaşımla yapılamayacak kadar büyük bir iştir. En tecrübeli kişiler bile sürecin içinde sadece kendine ait olan kısımların detaylarını bilebilir.

Araç tasarımı fikrinden ziyade ben grup üyelerine küçük çalışma grupları kurarak illaki otomotiv diyorsanız mesela yeni bir hava emiş sistemi veya ne bileyim, kolay sökülüp takılabilen maliyetleri azaltan ve daha güvenilir olan kablo veya hortum tak çıkar sistemi. Çok farklı bir süspansiyon sistemi gibi, bilgi ve belgelere daha net ulaşabileceğiniz büyük maliyetler ya da organizasyonlar istemeyen ve sonunda patentini alabileceğiniz hatta tasarımınızı direkt üretici firmalarla paylaşabileceğiniz ürünler tasarlamanızı öneririm. Bu sizin gelişiminiz için de bu ülke için de çok daha iyi ve ulaşılabilir bir hedeftir...

Saygılarımla

Yavuz Kaya
Kamyon Ürün Geliştirme
Şasi Sistemleri

Ford Otosan


2003'de Ford Otosan ilk kez lisansı ve mülkiyet hakları
%100 kendisine ait bir kamyon ve dizel motor üretti; Ford Cargo, Ecotorq


26.10.2005

Değerli Grup Üyeleri,

"Yerli tasarım olan herhangi bir şey" fikri çok güzel. Bu iş bizim varlığımızın ve işgal ettiğimiz pozisyonun bir gereğidir diye düşünüyorum. Bu iş amatörce başlayan bir sivil toplum eylemi olabilir.

Elbette ticari olarak üretimin bir çok maliyeti ve zorlukları vardır. Ama bu işi amatör ruh için başlayıp sürdürebilirsek sonunda kazanan kesinlikle yine biz oluruz. Neleri bilmediğimizi, neleri öğrenmemiz gerektiğini görürüz, projeyi bitirmek için araştırır ve öğreniriz, yine bizim için iyi sonuç olur.

Bir işe hiç başlanmazsa, ne zaman ve kim yapacak bunu? Başlamak işin çok önemli bir parçasıdır. Bu sektör sanayi için anahtar konumdadır ve bunun gibi eylemlerle gelişir. Evet, Dünya'da bu işi yapan bir çok başarılı ve büyük firmalar var ama başlangıçta onlar da küçüktüler ve belki amatörce başlamışlardı. Yurt dışından daha ucuza alabiliyoruz diye böyle şeyleri göz ardı etmemeliyiz. Uçak sanayimiz şu an içinde bulunduğu konumu düşünün, diğer taraftan 1940'lı yıllardaki uçak üretimi yapan firmanın halen üretimde olsaydı hangi konumda olurdu.

Buna benzer bir eylemi C Programcılar Derneği kendi içinde yapıyor. Dünyada tekel konumda olan işletim sistemlerine karşı Türk İşletim Sistemi için yaklaşık 1-2 senedir çalışıyorlar, işleri çok zor ama başlanmazsa hiç olmaz.

Kullanılan yazılımlar bizim için bir yatırım avantajı ve üretim öncesi tasarımın tamamlanması için bir kolaylıktır. Programlar işi yapacak araçlardan biridir, nasıl yapılacağı ise bizlere kalmıştır.

Bugün bir otomobil, yarın hızlı tren, denizaltı, uçak, uzay aracı...

Bu iş için gönüllü olanların bir havuzda toplanarak, ön planlama yapılarak bir toplantı yapılmasını öneriyorum.

Saygılarımla

Cafer Gürsoy

Hacim Makina Kalıp Müh. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
İstanbul


26.10.2005

Değerli üyeler,

Kolayca bir ayna tasarımı yapabilirsiniz ama onu ilgili homologasyon değerlerine getirmek o kadar kolay olmayabilir. Ya da o aynadaki küçücük bir tasarım hatasından kaynaklanan rüzgar sesini bulmanız aylarca sürebilir. Bütün büyük otomotiv şirketlerinde sadece ayna ile ilgili çalışan, bu işe ömrünü vermiş insanlar vardır. Bu yaklaşım, o insanları küçümsemek demek ölür.

Tasarım yapmak zor bir iş değil, zor olan onu kusursuz bir şekilde yıllarca dinamik şartlarda işlevini ilk günkü gibi kaybetmeden çalışabilecek duruma getirmektir.

"Biz Türk'üz yaparız" demek çok yanlış. Her detay uzmanlık gerektirir. Batılıların çalışma şekli budur. Herkes bildiği ve uzmanlaştığı konu hakkında konuşur. Daha önce hiç bir fikir sahibi olmadığı bir konuda "sorun değil hemen hallederiz" demez...

Bu grupta cam, koltuk, vites kutusu, ateşleme sistemi, aydınlatma, kablolama, egzoz, fren vs gibi konularda çalışmış deneyim sahibi olan kaç kişi var?.. Eğer tüm konularda uzmanlaşmış kişiler varsa konunun oluru olmazı hakkında fikir yürütülsün...

Tekrar söylüyorum; otomotive meraklı olanlar otomotiv sektöründe çalışsın. Türkiye'de zaten dizayn yapılıyor.

Saygılarımla

Yavuz Kaya
Kamyon Ürün Geliştirme
Şasi Sistemleri

Ford Otosan


26.10.2005

Herkese merhaba,

Evet Türkiye'de otomobil yapılabileceğine inanıyorum. Bu otomobili de Dünyadaki benzerleriyle teknik olarak rekabet edebilecek şekilde yaparız. 1961'de imkanlar çok daha kısıtlıyken böyle bir otomobil yapılmıştı, şimdi neden yapılmasın ki?

Yalnız aklıma bir sürü soru geliyor:

* Neden böyle bir otomobil yapmak istiyoruz? "İşte biz bunu yapabiliriz" diye tatmin olmak, kahraman olmak için mi? Yoksa amacımız uluslararası düzeyde rekabet eden bir marka meydana çıkarmak mi? Fiyatıyla, kalitesiyle, sunduğu özelliklerle, Dünya çapındaki satış ve servis garantisiyle bir marka oluşturmaktan bahsediyorum.

* Bu işin yapılabilirliği nedir? Ekonomik (Bir otomobilden yüzlerce satmakla milyonlarca satmak arasında ciddi fark vardır), organizasyonel, marka oluşturma, pazara girme, konularında biz ne düşünüyoruz?

* Bizim otomobilimizin diğerlerine göre avantajı ne olabilir? Şimdiye kadar hiç düşünülmemiş bir konseptte bir araba yapabilir miyiz?

* Türkiye'nin otomotiv sanayinde hangi avantajları vardır? Önünde hangi fırsatlar vardır? Otomobili piyasaya sunmak için hangi olanaklardan faydalanabiliriz? Mesela iç piyasadan başlayabilir miyiz? Acaba savunma sanayinde ihtiyacımız olan bir ürünü üretip yurt dışına gidecek parayı yurt içine çevirerek bir avantaj elde edebilir miyiz? Ya da diyelim ki otomobil için üç-beş konuda çok iyiyiz. Mesela mükemmel koltuk tasarımı yapıyoruzdur-güvenlik ve ergonomide inanılmazızdır; ya da elektronikte çok iyiyizdir, akıllı arabalar yapabiliriz, makina konusunda çok iyiyizdir hareketli akşam inanılmaz başarılıdır. Onları tamamlayacak başka yetenekleri nereden bulabiliriz? Bu konularda stratejik işbirlikleriyle bir şey yapabilir miyiz?

* Dünya pazarında nasıl rekabet edeceğiz? Bizi bekleyen tehditler nelerdir?

Şimdilik teknik konulardan ziyade bunları konuşalım derim.

Saygılarımla

Elif Baktır

Teknolojik ve Kurumsal İşbirliği Merkezi (TEKİM)
Ankara


26.10.2005

Olgun Bey,

Bahsetmiş olduğunuz PININFARINA 25 Mayıs 1930 yılında Battista "Pinin" Farina tarafından, BERTONE firması ise Kasım 1912 yılında Giovanni Bertone tarafından at arabası tasarımı ile işe başlamış bir firmadır. Yani 75 ve 93 yıllık bilgi birikimleri olan firmalardır.

Dikkat etmemiz gereken bir diğer konu ise bu firmalar endüstriyel tasarım yapmaktadırlar. Sitelerini incelerseniz (www.pininfarina.it) olan araçlar üstüne farklı kaporta uygulamaları göreceksiniz. Bu da daha çok endüstriyel ürün tasarımına giriyor.

Daha önce de söylediğim gibi bu iş Amerika'da HOTROD olarak adlandırılıyor. Bu iş konusunda Chip Foose gibi Ford firmasının fuara sokacağı Thunderbird'ü (proje bittikten sonra Chip Foose arabaya SPEEDBIRD adını vermiştir) özelleştirsin diye çalıştığı kimseler vardır. Ancak bu kimseler kullandıkları birçok parçayı piyasadan tedarik etmekte, iç döşeme ve kaporta işlemleri elde yapılmaktadır ki çoğu zaman olan parçaların kesilmesi gibi modifikasyonlar ile özelleştirilmektedir.

Daha öncede belirttiğim gibi yürüyen aksamların hepsi piyasadan tedarik edilmektedir. Jantlar ise Chip Foose'un kendi özel tasarımları (ki bunlarda kendisi tarafından piyasaya sürülmektedir) olmaktadır. Belki de yürüyen aksamın özel tasarım olarak en kolay olarak üretilebilecek parçalarıdır. Birde bu yapılan araçlar sokak arabası değildir. O yüzden bu jantlara yorulma testi gibi testler uygulanmıyordur büyük olasılıkla.

Sami Bey'in 26.10.2005 tarihli e-postasına ek olarak BMW'nin bir modelinde (araç en ufak parçasına kadar komple tasarlanmıştı. Yani tam anlamıyla bir araba tasarımı idi. Yanlış hatırlamıyorsam yeni kasa 7 serisinde) karşılaşılan bir sorunu da aktarmadan edemeyeceğim:

Tasarım ekibi (ki burada sözü geçen kimseler endüstriyel ürün tasarımcısı ve arabanın görsel tasarımından sorumlu kişiler ya da diğer bir deyişle "Arabayı bunlar tasarladı" diye lanse edilen kimselerdir) ile mühendislik ekibi arasında mühendislik biriminin aracın dışında aracın içinde mutlaka olması gereken bir parça için değişiklik yapmalarını istemesinden dolayı bir anlaşmazlık oluşmasıdır. Tasarım birimi her ne kadar istemese de bu zorunluluk karşısında geri adım atarak arabanın çamurluklarında biraz değişiklik yaptı. Bu kadar sorunu yaratan parçanın adı ise AKÜ idi.

İyi Çalışmalar,

Okan Kılınç
Mühendislik Birimi Yöneticisi

Göçmenler Oto Çerçeve Alüminyum San. ve Tic. Ltd. Şti.
İstanbul


26.10.2005

Değerli üyeler,

Konu uzun sürdü biliyorum. Bu isteğimizin sonucunu görmek isteyen, isteği duyan bir kişi olan şahsım zorlukları öğrenmek için taşın altına elini tereddütsüz koymaktadır.

Bir yola girmeden öncü gidenleri inceleme faydasını görmekteyim.

Eğer istiyorsanız Göztepe Oto Sanayisi içerisinde bir atölyeniz varsa Otomobil üretirsiniz. Yapılamayacak şey yoktur. Sadece istemek gerek. "Peki bunca insan neden olmaz diyor?" derseniz onlara da hak vermek gerek. Latif Taştan bey işi doğru özetlemiş; Denildiği gibi büyük üretici olmak zor. Ama merdivenlere alttan başlamak ama birer birer değil mümkünse üçer beşer basamaklardan yükselmek gerekir.

"Asla yapılamaz" kimse diyemez, dememelidir. Vehbi Koç 1950'li yıllarda bu hayali gerçekleştirmek için ne sıkıntılarla baş etmek zorunda kalmıştır, bunu anlamaya başlarız. Günümüz şartlarında yan sanayi imkanlarını Vehbi Koç'un çektiği zorluklara borçluyuz.

Henry Ford ilk otomobilinin motorlarını kendi mi üretmiştir? Hayır. Dodger's Biraderlerden almaktaydı.

"Aşk var mı?" ona bakalım. CAD programları sadece bir araç. Ford Otosan'lı yıllarımda unutmadığım kişilerden zamanının Takım Kalıp Müdürü Emin OFLEZER'in şöyle bir sözü vardı; "Bana yapamıyoruz deme. Biz zamanında çekiç ile yapıyorduk". Eğer elinizde çekiç ve azminiz varsa otomobil yapabilirsiniz.

Konuya teknik bakmadım. Teknik olarak otomobil üretiminin sahip olması gereken şartlara girersek resim kayboluyor.

İzin verirseniz ince bir teknik latife ile sözüme son vereyim. Yerli imalat araç 1 litre benzin ile 100km giderse yok satar. Bir de hız göstergesinde de 340km yazarsak değmeyin keyfimize...

Bir gün kendi ismi ile araç üreteceğini düşünen birini okudunuz/ dinlediniz.

Saygılarımla

Ertan Sarıbayrakdaroğlu


26-10-2005

Değerli üyeler,

Ekber Onuk bey, kompozit şaseli böyle bir aracın imalatına zaten başladı:
www.onukcars.com

Zamanı gelince Türkiye kendi üretimini zaten yapacaktır; Örnek sektör ise gemi inşaatıdır...

Saygılarımla

Murat Birecik


26.10.2005

Tüm üyelere selam,

Devrim otomobili'nin nasıl tasarlanıp, ne ortamlarda hesaplarının yapıldığı ve imalatının yapıldığını sanırım herkes biliyordur. Her grup için ayrı ekiplerin oluşturulduğunu ve sınırlı imkan ve teknoloji ile bunu gerçekleştirebildiklerini biliyoruz. Tabii bu yeni çalışmanın sonunda çıkacak ürünün seri üretim tekniklerine uygun olup olmadığını, yakıt ve ürün fiyatlarının bu günün koşullarında rekabet edip edemeyeceğini tartışmak bu aşamada uygun olmaz. Yalnız fıkır olarak Türk insanının da ortaya koyabileceği ve Türk mühendis, tasarımcı, konstrüktör ve imalatçılarının kabiliyetlerinin ve tecrübelerinin ortaya çıkması açısından güzel bir öneri olarak düşünülmesi gerekli diye düşünüyorum.

En büyük problem olarak gördüğüm; böyle bir konuda çalışmak isteyenlerin, aynı çatı altında bir araya gelerek hangi sorumlulukları alabileceklerini, şu andaki teknoloji ile yapılacak olan çalışmanın nasıl rekabet edebileceğinin araştırılması, projeyi finanse edecek kurum ve kuruluşların yapılacak olan proje ve testleri ne kadar finanse edebileceklerinin çözülmesi gereken temel problemlerden sadece bazıları olduğunun bilinmesi gerekir.

Bir çok yerli otomotiv sanayinde gövde, şaşı ve karoser tasarımının yerli tasarımcılar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Kendi imkanlarımızla devrilme testleri ve analizlerinin yapıldığı ve bu sonuçların AB ülkelerinde de onaylandığı görülmektedir. Bu bilgi ve birikim Türk insanın da vardır. Yalnız biraz cesarete ve kendimize güvene ihtiyacımız var.

Herkesin böyle bir projede imkan verildiği takdirde severek gönül bağı ile fedakarlıklarda bulunacağından hiç kimsenin şüphesi yoktur... Daha iyi bir Türkiye için el ele vermek, tek hedef olmalı...

Saygılarımla

Yıldıray Girgeç

TEMSA Otomotiv
www.temsa.com.tr


26.10.2005

Değerli üyeler,

Türkiye'de ulusal sermaye ile araç üretmek hem mümkün hem de değil. Şu şekilde anlatırsam daha açık olurum sanırım:

Neden mümkün?

Türkiye'de şu an 80 küsur üniversite var. Bunların yarısında mühendislik fakültesi olsa eder 40. Bunların yarısında otomobil üretmekle alakalı mühendislikler olsa (makina-elektrik-elektronik-malzeme-bilgisayar-endüstri vb) eder 20. Her bölümden yıllık ortalama 50 öğrenci mezun olsa eder 1000. Bunların 1/4'ü otomotiv alanında kullanılması gereken bilgi ve beceriye sahip olsa eder 250. Haydi daha karamsar olalım, bunların 1/5'i projelerde yer alabilecek olsa eder 50. Her yıl üniversitelerimizden 50 kalifiye mühendis otomotiv sektöründe çalışabilecek düzeyde mezun olmakta. Bunlara piyasada bu işleri yapan tecrübeli mühendisleri eklediğimizde ulaşacağımız sayı en az 250-300 olur ki bence ilk aşamada böyle kaliteli bir mühendis ordusu ile aracın her türlü analizi, tasarımı, dizaynı yapılabilir.

Tabii sadece mühendislerde bitmiyor iş. Tekniker lazım, usta lazım, işçi lazım. Şu an Türkiye'de 5-6 tane büyük otomobil ya da kamyon yada otobüs üreticisinin fabrikaları ve burada çalışan binlerce işçisi var. Böyle bir iş gücü kullanılabilir. Tabii sadece bu fabrikalarda çalışan işçilerden bahsetmiyorum. Bunların yan sanayinde çalışan firmalar da var. Artı elimizde internet gibi bir dünya var ki TurkCADCAM.net gibi bir portal sayesinde karşılaştığımız sorunlara farklı yaklaşımlarla çözüm bulabiliyoruz. Yani üretime gelene kadarki kısım için ben sıkıntı çekeceğimizi zannetmiyorum.

Neden mümkün değil?

Seri üretime kadarki kısmı hallettiğimizi düşünürsek bile üretimi yapabilmek kolay bir iş değil. Öncelikle elimizde bu iş için kullanılacak makina parkı oluşturmak lazım. Sadece 2 pres, 3 CNC tezgah ile olmayacağını biliyoruz. Tasarım aşamasına da bir dünya masraf olacağı düşünülürse böyle bir işe girişmek için birçok firmanın birleşerek taşın altına elini sokması lazım. Dünya otomobil devlerinden Daimler ile Chrysler'in birleşmesi de pazar payının yanında maliyetleri makul tutarlara çekmek istenmesindendir. Buradan da anlıyoruz ki, bir firmanın tek başına üretmek istemesi sadece gelip geçici bir heves olarak sonuçlanmasına neden olacaktır. Böyle bir ortaklık oluşturmak, böyle büyük bir maliyeti karşılamak Türkiye şartlarında ise zor gözükmekte?..

Bence istemek önemli. Sayın Salih Bey'in e-maili bu kadar cevap alabiliyorsa bu işe önayak olacak birinin çaktığı kıvılcım ile ve böyle bir işe girişme isteğiyle bence yapılabilir. Ama öncelikle fizibilitesi çıkarılıp ona göre bir yol belirlenmesi gerekir. Ben inanıyorum ki içimizde bunu başarabilecek sinerji mevcut.

Gürkan Karagöz
DEÜ Makine Müh. Öğrencisi


27.10.2005

Değerli üyeler,

Ertan Bey'e bu güzel mesajı için teşekkür ediyorum; Gerçekten cesaret arttırıcı bir e-mail.

Günlerdir burada bir sürü insan yazıyor hepsi de güzide üniversite mezunu kariyer basamaklarını hızla tırmanan kişiler. Hepsinin görüşüne saygı duyuyorum fakat şunu anlamakta güçlük çekiyorum. Neden biz de yapmayalım? Bizim neyimiz eksik?..

Yapanlar acaba bu işe bu günleri görerek mi başlamışlar yoksa küçük küçük adımlarla başlayıp bugünlere mi gelmişler? Neden bizim de bir gün böyle bir şey yapma gibi bir idealimiz ve hedefimiz olmasın?

Neden insanların cesareti kırılır, girişimcilikleri öldürülür? Bizim ne eksiğimiz var? Yapanların IQ'su yüksek te bizimkisi mi düşük? Bizim aşağılık kompleksimiz nereden geliyor? 600 yıllık büyük bir devlet geçmişi olan bir milletin torunları değil miyiz? Dünyada 500 senedir ayakta kalan eserler yapıp dünyanın hala hayranlıkla izlediği eserleri başkaları mı yaptı?..

Bence biz nerede hata yapıyoruz, bunu düşünmeliyiz. Yüz binlerce üniversite mezunu verip, insanların girişimciliklerini ortadan kaldırırsanız geriye bir şey kalmaz...

Herkese iyi çalışmalar diliyorum.

Saygılarımla

Hanifi Taşdemir
Müh. Müd.

Erdemir A.Ş.
www.erdemir.com.tr


27.10.2005

Değerli üyeler,

Otomobil tasarımı üzerine yazılanları ilgiyle izliyorum, idealist gençlerimizin fikirleri ülkemizin geleceği için ümit vaat ediyor, bu çok sevindirici.

Sıfırdan bir otomobil üretmek ve hem de seri üretmek kolay değil ama yapılamaz da değil. Bunun için kaynak gerek ve bu kaynak fazlasıyla ülkemizde var ama bu kaynak sahiplerine nasıl ikna edebileceğiz?..

Ülkemizde otomotiv sektörünün gelişmesi için 1960'lı senelerde otomobil ithalatı zorlaştırıldı ve yerli üreticilere büyük imkanlar verildi. Bu uygulama 80'li yıllara kadar devam etti; Fakat "20 yıl gibi uzun bir sürede bu firmalar ne yaptı?" diye bakarsak; Birkaç Avrupa firmasının taşeronluğuyla büyüyüp o yabancı firmaları ihya ettikleri söylenebilir...

Bir başka konu; Halkımız kolay para kazanmaya alıştırıldı. Bizim tartıştığımız ise para kazanmanın zor yolu, çünkü Dünya devleri ile rekabet etmek gerekiyor, para sahipleri bu işe para yatırmaz, riskli görür. Kısacası bu iş çok zor.

Fakat yine de bir girişim olursa ben şahsım adına karınca kararınca katılmaktan gurur duyarım.

Hiç bir şey için geç değildir. Gerçek milliyetçilere duyurulur; Haydi ülkemiz için bir başlangıç yapalım. Bu işin önderliğini de ATO başkanı sayın Sinan Aygün bey yapsın...

Herkese saygılar

İbrahim Demirtaş

MAR-EL Makina
Gülbahçe Mah. Şimşek Sok. No:1
Bursa
www.marelmakina.com


27.10.2005

Değerli üyeler,

Konuyla ilgili görüşlerimi belirtmeden önce size kendimi kısaca bir tanıtmak istiyorum;

Yaklaşık 19 yıldır otomobil ile gece gündüz demeden iç içe yaşayan biriyim. Aynı zamanda otomobil yarışçısıyım. Kompozit malzemelerden ağırlıklı olarak yarış otomobillerine yönelik parça imal etmekteyiz.

Eğitimime gelince; Önce otelcilik sonra da işletme eğitimi aldım fakat otomobili o kadar çok seviyordum ki bu arada iki yıllık, sandviç denilen ve "otomobil mühendisliği" adı altında bir bölümden de mezun oluverdik...

İşimiz kompozit ve otomobil yarışçılığı da olunca ister istemez yurtdışındaki fabrika takımları da insanın arkadaşı ve bütün çevresi oluveriyor. Bir gün telefonunuz çalıyor ve hayalinizin ötesindeki bir proje teklifi geliyor; Evet, bu proje bir otomobil tasarımı idi!

Uzun lafın kısası biz bir otomobil tasarladık, bunu tamamladık, test ettik, paketledik ve yurt dışındaki müşterimize teslim ettik. Öyle, konuşulduğu gibi milyonlarca dolar falan da tutmadı.

"Araç ne?" derseniz onu da 2007 Cenevre Otomobil Fuarı'nda göreceksiniz. Eğer sabırsızlanırsanız gizlilik anlaşmamız çerçevesinde yetkimiz olan bir iki resim gösterebilirim...

Şimdi konumuza gelelim;

Nur içinde yatsın, Sayın Vehbi Koç bu millete Atatürk'ten sonra çok değerli bir miras bırakmıştır; O da sanayileşmektir. Bizim bugün yaşadıklarımıza bakıyorum ve Anadol'un oluşumundaki sıkıntıları hayal dahi etmek istemiyorum. Bu hakikaten çok büyük bir olaydır.

Arkadaşlar, otomobil üretimi bir kaç konu başlığı altında tartışılmalıdır; Kit car otomobiller, düşük adet üretim otomobilleri ve yüksek adet otomobil üretimleri:

Kit car otomobiller:

Bugün Sn. Hasan Yurdakul'un ürettiği tip otomobillerdir. (Maral, Morgan, Catherham, "replica"lar, Westfield gibi) yani ufak çaplı bir atölyede (3-10 kişi) kendi şasisi ve kaporta aksamını dizayn eder, sonra bu pakete mevcut bir motor ve yürüme aksamını monte ederler. Dizayn esnasındaki ekipman, bilgi ve maliyet sıkıntıları bazı parçaların kendi taraflarından akuplasyonunu gerektirebilir.

Asıl hedef, bu tip aracın satın alan kişiye özel olması ve montajın satın alan tarafından yapılabiliyor olmasıdır. Bu pazar İngiltere'de başlamış olup bugün Dünya'nın her yerine yayılmıştır. Ana pazar yine de hala İngiltere'dir yaklaşık 100'e yakın irili ufaklı üretici senede yaklaşık 3000 araç satmaktadır. Bu tip otomobillerin varlığının gençlerin, yani yeni mühendislerin yetişmesindeki rolü büyüktür.

Düşük adet üretim otomobiller:

Senede 100-2500 adet arası üretimi planlanan otomobillerdir. Bu otomobiller daha gelişmiş detaylı mühendislik içeren tip otomobillerdir. Ferrari, Lamborghini, Lotus gibi hepinizin gayet iyi tanıdığı araçlardır yani.


Ferrari Modena

Yüksek adet üretim otomobiller:

Hepinizin tahmin edeceği gibi günümüzde galeriden satın aldığımız (Ford, Fiat, Toyota vs.) tipi araçlardır. Bu tip araçlar hakkında söylenecek pek bir şey bulamıyorum.

Şimdi gelelim yerli üretime;

Elif hanımında dediği gibi "zaten memleketimizde otomobil üretiliyor siz neyin peşindesiniz?"

Türkiye hiç de sanıldığı gibi uyumamıştır. Belli başlı kalemler A'dan Z'ye yapılmıyor olabilir, o da motor, elektronik gibi bir kaç hususu geçmez. Pekiyi Dünya'nın geri kalanı ne yapıyor? Birbirlerinden alıyorlar. Bu tamamen konsantrasyonla alakalı bir konudur.

Örneğin Mitsubishi Carisma'nın vites kutusunun içi tamamen Renault 9-11 grubudur. 2005 model araç ama vites kutusu 1983 model! İş sonuçta gelip satışa, o da fiyata ve satış sonrası hizmete takılıp kalıyor.

NCAP test olayına gelince, bu tamamen markaların uydurduğu bir testtir. İşin özünde tabiî ki daha güvenli araçlar yatmaktadır. Bu testler belli açılar ve süratlerde yapılır fakat gerçek hayatta ne bu açı ne de sürat tutmamaktadır; 60 km hızla giden 5 yıldızlı bir Smart veya Clio'nun 60 km hızla karşı yönden gelen bir 5 yıldızlı Mercedes E 200 ile çarpıştığında ortaya çıkacak manzaraya inanamazsınız. Pekiyi nerede Smart'ın ya da Clio'nun yıldızları?..

Uzun lafın kısası, bu tartışmaya bir son verelim artık...

Hepinize işlerinizde başarılar dilerim.

Saygılarımla

Levent Gür

LTG Ltd. Şti.
İstanbul


28.10.2005

Arkadaşlar merhaba,

Sonlarına yaklaşmış olsak dahi yine de hayırlı Ramazanlar.

Yerli otomobil üretimi ile ilgili görüşler gayet iyi gidiyor bence. Farklı görüş, farklı akıllar insanın en güzel ve üstün şekilde yaratıldığı ve tasarlandığını gösteriyor. Bunun için bu güzel Ramazan sabahında yüce yaratıcıya ne kadar şükür etsek azdır.

Konu ile ilgili bazı akıllar göğüslerimizi kabartıp, içimizdeki potansiyeli depreştirip, gözlerimizdeki ışıltıyı çoğaltırken, bazı akıllar da bu işin hiç de kolay olmadığı görüşleri ile bizi derin hislere ve ümitsizliğe düşürebiliyor.

Bir patent uzmanı olarak; gerek büromuza gelen patent sayıları gerekse Türk Patent Enstitüsü'nün Resmi Patent bültenindeki yerli patent sayılarına baktığımızda yabancılara nazaran ciddi anlamda gerilerdeyiz. Bırakın Yurtdışı firmaların patent sayılarını, Türkiye olarak IBM ve NOKIA firmalarının yılda yaptıkları patent başvurularına bile yetişemiyoruz. Bu durumda; bir Yurtdışı firması örneğin "NOKIA" Türkiye'deki tüm firmaların toplamından daha fazla buluşa konu olacak patent başvurusunda bulunuyor. Tabiî ki bunun kökeninde, önceki yazılarda arkadaşların da belirttiği gibi Ar-Ge, devlet desteği ve buluşçuluğun özendirilmesi konusundaki eksikler yatmaktadır.

Salih Bey'in araba üretimi ile ilgili görüşleri gayet güzel. Fakat bence ille de araba üretiminde takılı kalınmamalıdır. Bugün birçok sektördeki ürünlerde patente konu olacak buluşlar yapılabilir. Burada önemli olan bir ürün hedeflemek veya ürün olmasa dahi bir alandaki eksikliği görüp o alan ile kullanıcıya veya üreticiye kolaylıklar sağlanabilir.

Bakın size bir örnek vereyim; Yıllar önce buzdolapları ile ilgili bir buluş aklıma gelmişti. (Yıllarca buluşçular ile oturup kalktık görüşmeler yaptık tabiî ki bir şeyler bulaştı) Buluşum şuydu; buzdolapları yazın çok fazla kullanılan eşyalardır. Özellikle su içmek için. Neden bu buzdolabının kapağını açıp kapamakla zaman harcıyor ve her kapağın açılmasında enerjinin boşa gitmesine sebep oluyoruz. Hem de hiç estetik değil gibi yorumlar yapmıştım. Kafamda tertibatı oluşturmuştum o gün...

Tertibat şuydu; buzdolabının ön veya yan yüzeylerinde gömme bir boşluk ve bu boşlukta konumlandırılmış bir musluk. Musluk buzdolabı içine yerleştirilmiş bir hazneden suyu, hatta olayı daha da büyütelim meyve suyunu alacaktı. Böylece buzdolabı kapağının açılmasına gerek kalınmaksınız dışardan bir musluk vasıtasıyla su veya meyve suları alınabilinecekti.

Tabi iş yoğunluğu, hedefte kilitlenmeme, dünya telaşesi derken buluşu unuttum gitti. Belki inanmayacaksınız. 3-4 ay sonra Siemens firması hayalimdeki buzdolabını çıkardı. Gerçi benim evimde halen yok :) Ama hayalimdeki buzdolabı şu an için piyasalarda.

Sonuç olarak; Yeter ki isteyelim, yeter ki elimizdeki araçları iyi kullanalım (Salih bey'e katılıyorum, ancak bu araba olmayabilir) farklı alanlarda birçok mevcut ürün ile ilgili yenilikler ek tertibatlar ve farklı mekanizmalarda gerçekleştirilebilir...

Sevgiyle kalın.

Murat Ayna
Patent Uzmanı

Destek Patent A.Ş.
Bursa


28.10.2005

Değerli grup üyeleri,

Sanırım beni çoğunluk yanlış anladı; Yalnızca, bu işin zor ve maliyetli bir iş olduğunu, amatörce yaklaşımla elde edilecek ürünün hiç bir ticari ve endüstriyel anlamı olmayacağını anlatmaya çalıştım.

Bazı arkadaşlar otomotiv sistemlerinin ABS gibi elektronik sistemlerinin bizim yapmadığımızı söylüyor. Doğrudur ama İtalyanlar, Fransızlar da yapmıyorlar. Bazı sistemlerin global imalatçıları var. Dünya çapında tedarikçilik yapıyorlar ve sırf bu konuda çalıştıkları için bu sistemleri geliştirme konularında da en iyi onlardır. Ana sanayiciler de bu işlere ekstra para harcamıyor. Yani kaynaklar minimum düzeyde kullanılarak maliyetler düşük tutuluyor. Bu şekilde olmasaydı ana sanayiler 100.000 araç satmak için belki 10.000 Ar-Ge elemanı çalıştırmak zorunda kalırdı, o zaman da 20.000 YTL'lik aracı 40.000 YTL'ye alırdık, pazar büyüyemezdi... Günümüz Dünyasında her şey ticari düşünülmek zorundadır. Gelişmenin tek yolu budur.

Ama bu uğraşmayın demek değildir. Siz de belli bir konu üzerinde yoğun çaba harcayarak kendi patentli ürününüzü geliştirebilirsiniz ve onu tüm Dünyaya pazarlayabilirsiniz. (Bir sponsorunuz varsa)

Gelelim ulusal kompleksimize; Ben şahsen böyle bir kompleks duymuyorum. Benim çalıştığım şirkette yerli tasarım yapılıyor. Tasarımdan kastım tümüyle bir araçtır. Orası burası değil. Ar-Ge çalışmaları yapılıyor. Burada ne tür çalışmalar yapıldığını söyleyemem ama inanamayacağınız ve "vay be bu çalışmalar Türkiye'de yapılıyormuş" diyeceğiniz türden işler. Kimse önümüzü kesmiyor. Tam aksine şirketimizin hem Türk hem de yabancı ortağı tarafından müthiş destekleniyor. Yani bir Alman ya da Japon firması ne yapmaya çalışıyorsa biz de benzeri çalışmaları yapıyoruz. Patentli dizaynlar konusunda hem teşvik hem de zorlama bile yapılıyor ödüller konuyor. Yani kompleks filan yok.

Bu kavramların ve bu tarz çalışmaların henüz 6-7 yıllık bir geçmişi olduğu için fazlaca bilinmiyor. İleride daha çok duyacaksınız. Ben sanayimize güveniyorum. Keşke devletimiz kaynaklarını daha doğru dürüst kullansa da bu işlere daha çok destek olabilse. Olmuyor değil oluyorlar ama yeterli değil daha hızlı ilerlememiz gerekiyor.

Otomotive meraklı arkadaşlar için tekrar söylüyorum;

Bu sektörde zeki, buluş kabiliyeti olan, araştırmacı, iyi yetişmiş eleman ihtiyacı çok fazla. Eleman arandığı zaman nitelikli insan bulunamıyor. Bu ısı boş zamanlarda yapmayı düşünmek yerine olayın merkezine ulaşın. Orada size sağlanacak maddi kaynak da var, bilgi de var, zaman da var...

Saygılarımla

Yavuz kaya
Kamyon Ürün Geliştirme
Şasi Sistemleri

Ford Otosan


28.10.2005

Devrim'in bir fotoğrafı 1983 yılında mezun olduğum ODTÜ Mak. Müh. Bölümü duvarında sessizce asılı dururdu. Anadol'dan neredeyse 10 yıl önce yapılmış olan bu İLK ve TEK Türk otomobilinin hikayesi hepimize ders olmalıdır. Bu son derece başarılı "kahramanlık öyküsü" basının da işbirliğiyle tarihe gömülmüştür. O tarihte tüm gazeteler "fiyasko" şeklinde başlık atmışlardı ve hiçbiri Cumhurbaşkanı'nın meclisten önce Anıtkabir'e oradan da törenlerin yapıldığı hipodroma bir Devrim'le gittiğini yazmamıştı...

Bu ülkede teknolojik makineler yapmaya çalışan biri olarak ben Devrim'in hikayesini hiç unutamıyorum...

Lütfen kimse buradaki bir avuç istekli insanın şevkini kırmasın. Bu grup belki de önce Devrim'in yok olan 2 adedinin kopyasını yaparak işe başlayabilir?..

Saygılarımla

Akgün Fırat

İnova Makina

Not: (Ekleme tarihi: 17-10-2008)

Devrim Arabaları - Ya yaparsak!
24 Ekim 2008'de sinemalarda...


www.devrimarabalari.com

İlgili Facebook Grubu: www.facebook.com/group.php?gid=98500030192
DEVRİM ARABALARI "bir rüyanın öyküsü"

 


31.10.2005

Değerli üyeler,

Benim bir amcam var, 1920 doğumlu yanı şimdi 85 yaşında. Hiç okula gitmemiş, bir tornacı çırağı olarak ise başlamış. 20 yaşına geldiğinde askere gitmiş, tornacı olduğu için de Kayseri uçak fabrikasına göndermişler. O dönem askerlik 46 aymış; 46 ay hiç evine gitmeden uçak fabrikasında hem askerlik yapmış hem de tornacılık; 46 ay bittiğinde yerine bir tornacı gelmediği için 6 ay daha orada kalmış...

Onunla gerçek anlamda İstanbul'a geldiğimde tanıştım; O, ilkokul dahi okumamış insanın şaşırtacak derecede trigonometri bilmesi, matematik bilmesi beni çok şaşırtmıştı. Kendisine sorduğumda, "Akşamları etüt saatlerinde öğrettiler" dedi.. O günleri anlatırken hala gözlerinin içi parlar, o fabrikayı kapatanlar için de pek iyi şeyler söylemez... "Yaptığımız uçaklar uçuyordu yeğenim" der, ve "Yaptığımız uçakları İskandinav ülkelerine satıyorduk" diye anlatır...

Sevgili dostlar, Türkiye Cumhuriyeti 1923'de kuruldu ve 1940'a geldiğimizde uçak üretiyorduk... Öyle montaj filan da değildi. Böyle şeyler yapmak bence tamamen devlet politikası, yanı istemekle ilgili... Öyle abartacak bir şey yok, istenince bal gibi yapılır.

Cumhuriyet bunları 15 yılda başardı ki o zamanlar kaynaklar kit, yetişmiş insan neredeyse yok. Artık her şeyimiz var, ama ne yazık ki yine de arzu edilen seviyede değiliz...

Size ekte Almanya'da Mercedes'in müzesinde çektiğim ilk Mercedes otomobili ve ondan sonraki on yılda yaptıkları arabayı ve o dönemdeki atölyelerinin fotoğraflarını yorumsuz olarak göndermek istedim ama Yahoo grubu ek dosya gönderimine izin vermiyor. İsteyenlere direkt olarak gönderebilirim...

Herkese sevgiler saygılar.

Mehmet Dal

Abakus Makine, Kalıp ve Mühendislik Ltd. Şti.
İstanbul


31.10.2005

Herkese iyi günler,

Bir otomobil tasarımı için gereken çok şey olduğu gibi bütün bu gereklilikleri sağlamak için azim mutlaka gereklidir.

Bütün görüşleri okuduktan sonra, bazı kimselerin duygularına kapılarak "bizim de bir otomobilimiz olsun, Dünya'ya gösterelim" istediklerini, bazılarının da "Dünya'da bu kadar dev rakipler varken, daha ilk puntayı basmadan başladığımıza pişman oluruz" dediğini okudum. Ama beni en çok etkileyen bazı insanların otomobil piyasasının kendi içinde meydana getirmiş olduğu bazı kuralları değiştirmeyi/geliştirmeyi düşünmesiydi.

Gerçekten seri üretim bir otomobil (veya herhangi bir taşıt) üretimi gerçekten çok büyük bir sermaye, yatırım gücü istiyor. Ve belki de "küçükten başlayıp büyüyebiliriz" demek için çok geç. Büyük devlerin ellerinde bizim var olduğundan bile haberdar olmadığımız pek çok ürün konsepti, hatta ürünün kendisi mevcut ve kullanılmadıkları halde geliştirilmeye devam ediliyor.

Farkında mısınız bilmiyorum ama otomobil modelleri çıktıktan 2 sene sonra biraz makyajlanıyor, 5 ila 6 yıl sonra ise tam bir çağ atlıyor. Piyasaya çıkan Megane II ile eski I'i karşılaştırın. Veya eski Nissan Primera ile yenişini, ya da BMW'nin 3-5-7 serilerinin ilerlemelerini, Kangoo veya Doblo serisini ve diğerlerini tabi...

Sanki söz birliği etmişçesine hemen aynı aylarda aynı teknolojilerle donatıveriyorlar arabalarını. Daha 7 sene önce kliması olan araba süper lüks iken, şimdi otomatik klimalar standart, bölgesel kontrollü klima ise süper lüks. Peki klima ile otomatik klima arasındaki fark hemen hemen sadece bir termostat değil mi? ESP denilen şey aslında ABS için eklenen kontrol mekanizmasının bir başka görev için tekrar programlanması değil mi?

Aslında esas olay yerli otomobil yapmak değil, pek çok üretici yerli otomobil üretiyor. Ama önemli olan, daha iyi kalitede ürünler sunulması. Türk otomobil sektörünün en büyük eksiği buydu. Arabaların fiyatlarını düşük tutabilmek için, kalitesiz plastik iç döşemeler, parmakla içine çöken kaportalar ve tabiî ki bolca ucuz yedek parça üretiliyordu...

Ben yerli otomobil tasarımının yapıldığına ve yapılacağına inanıyorum. Elbette ki tecrübe bu ligdeki en büyük avantaj ama bu kadar yetişmiş insan ve yetişen kişi bir araya geldiğinde ve organize olabildiğinde en tecrübeli bir devden bile daha avantajlı olacaktır. Önemli olan azim ve azmi kaybetmeden çalışmaktır. Bu takdirde tasarımın yapılması ve MUKEMMELLEŞTİRİLMESİ kısa zaman zarflarında mümkün olabilir.

Ben Türkiye'de kaliteli otomobiller yapılacağına da inanıyorum, bir Rolls-Royce veya Mercedes-Benz SLR gibi. Ve bunu deadline (zaman sınırı) derdindeki profesyonellerin değil, azimli amatörlerin yapabileceğine inanıyorum hem de beklenen "deadline"lardan da önce. Biz kendi ABS'mizi, ESP'mizi, Common-Rail teknolojimizi, FSI-GDI teknolojilerimizi, hidrolik - pnömatik süspansiyon sistemlerimizi, ateşleme sistemi bilgisayarlarını, katalitik konvertörlerimizi, lambda sensörlerimizi, tasarlayıp üretebiliriz;

Aynen, sac presleme kalıplarımızı, temperlenmiş camlarımız, halojen lambalarımızı, far takımlarımızı, plastik tamponlarımızı, akülerimizi, amortisörlerimizi, koltuklarımızı, emniyet kemerlerimizi, elektrik motorlu dış aynalarımızı, klima tesisatlarımızı, debriyaj baskı balata sistemlerimizi, diferansiyellerimizi, vites kutularımızı ürettiğimiz gibi. Ki bu ürünleri tasarlamak konusunda yeterince bilgi sahibi olan binlerce kişi bu ülkede halen aktif olarak çalışmakta.

30 Ağustos 2005 tarihinde İstanbul Park Pisti'nde bir yarış düzenlendi. Gazetelerde küçücük bir haber oldu bu yarış. Formula G - Güneş Enerjisi ile çalışan otomobiller yarışıydı bu. Tecrübesi olmayan üniversite ve lise öğrencilerinin yaptığı 10 kadar araba yarıştı o pistte. Bu, tecrübesi olmayan, azimli amatörler 1 sene gibi bir zamanda tasarladılar, sponsor buldular, ürettiler ve yarıştılar. Kazananıyla kaybedeniyle yarısın esas galibi bu arabaları yapan öğrenciler edindiği tecrübeler ile Türkiye oldu. (Formula G yarısı için Bilim Teknik dergisinin internet sitesinden bilgi alabilirsiniz)

Bence artık bu forumun sorusu şu olmalı: Acaba yerli tasarım bir Formula 1 arabası üretebilir miyiz ve bu arabayla F1'de yarışabilir miyiz?

Saygılarımla

Onur Arpak


01.11.2005

Sayın üyeler;

Sizlerin de bildiği gibi 30 ağustos 2005 günü Formula1 pistinde TUBİTAK tarafından FormulaG adı altında güneş enerjili araba yarışı düzenlendi. Bu yarışa Türkiye'den bir lise takımı ve çeşitli üniversite takımları olmak üzere 16 takim yarışa katıldı. ODTU robot topluluğu (ORT) MES-e takimi olarak ta birincilik kupasını okulumuza kazandırmanın sevinci içerisindeyiz.

2005 FormulaG yarışı Türkiye'de bir ilkti ve yine Türkiye'de bir ilk olan Formula 1 Pisti'nde gerçekleşti. Bu ilki gerçekleştirmek için 1,5 sene öncesinden ise başladık ve büyük bir gayretle ve heyecanla çalışarak ortaya çok güzel işler çıkardık. Bu yarışa katilmiş olan bütün takımlarla birincilik ödülünü paylaşıyoruz. Çünkü hepimiz önce bu isin üstesinden gelebileceğimize inandık, daha sonra bizlere destek olmasını istediğimiz herkes bize inandı, içimizdeki heyecan ve hevesle yoğun çalışmalar sonucunda yarış günü pistte araçları görmek ve hepsinin güzel performanslara sahip olması erseyin ödülüydü.

Ancak bu çalışma ve hazırlık süresi içerisinde bizleri en çok üzen ve hatta bizleri manevi olarak en çok yoran sponsorluk arayışlarıydı. Evet, bizler güzel işler çıkaracağımıza olan büyük inancımızla ve büyük isteğimizle çalışıyorduk ve çabalıyorduk; kendimize inanıyorduk ancak ortaya bir şeyler çıkartmak için maddi desteğe ihtiyacımız vardı. Ancak bizlere, bizim kendimize güvendiğimiz gibi güvenecek, bizlerin arkasında duracak, olanak sağlayacak firmalar bulmak çok zorlayıcı ve sancılı bir süreç oldu.

Ancak bu süreç bizleri kamçıladı ve bizler kendimize şimdi daha da fazla güveniyoruz. Bu sene 2006 güneş enerjili araba yarısı TÜBİTAK tarafından tekrar düzenleniyor.

ODTÜ Robot Topluluğu olarak 2006 Güneş Enerjili Araba yarısına takım olarak yeniden katılıyoruz ve bu sene yapacak olduğumuz araba için ciddi bir bütçe düşünüyoruz ki bu araçla sadece Türkiye'de değil Dünya çapında derecelere adımızı yazdıralım ve "biz de varız" diyelim istiyoruz. Hedefimizi büyük koyuyoruz. Aynı zamanda 2007 hidromobil (hidrojen enerjili otomobil) yarısı için de başvurumuzu yaptık, bir taraftan da önün çalışmalarını yürütüyoruz (www.biltek.tubitak.gov.tr/etkinlikler/hidromobil/hidromobil.pdf).

Uzun süredir 'yerli otomobil tasarım ve imalatı' konusunda yazışmalar sürmekte ve hepsini ilgiyle takip etmekteyim. Biz hepimiz birer mühendis adayı olarak kendimize güvenip, araştırıp öğrenip, kendi çabalarımızla bir şeyler üretmeye, ortaya başarılı projeler çıkartmaya gayret ediyoruz. Bu çalışmalarımızda da sizlerin desteğini alabileceğimizi düşünüyorum. Bizlerin başarısına hepinizi ortak etmek istiyoruz.

Aşağıdaki linkten ekibimiz ve aracımız hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz:
www.robot.metu.edu > ODTU Robot Topluluğu,
www.robot.metu.edu.tr/dosya/sponsorluk.pdf > Bu adresten sponsorluk dosyamıza ulaşabilirsiniz,
www.biltek.tubitak.gov.tr > Bu linkten de yarış hakkında genel bilgi bulabilirsiniz.

İlginiz için teşekkürler

Burcu Güvenatam
ODTU Robot Topluluğu MES-e Güneş Enerjili Araba Takim üyesi
ODTU Kimya Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi


03.11.2005

Uzun bir suredir bu konuda çok güzel düşünceleri kapsayan yazılar yazılmakta. Birçoğunda ayaklar yere basmakta. Bazılarında ise dünya gerçeğinden uzak kalınmakta düşüncesindeyim

Ben de 15 sene Türkiye'nin en iyi kuruluşlarından birinde çalıştım. Burada hiç de yabana atılmayacak olan çalışmaların yapıldığına şahit oldum ve bu çalışmaların içinde de bulundum.

Burada en önemli konu bence ihtiyaçlar ve bu ihtiyaçların Dünya gerçekleri ile uyuşması. Her zaman her yerde herzeyi kendi bünyenizde yapmanız mümkün olamaz. önemli olan kişilerin ve/veya gurupların konularında ihtisas sahibi olmaları ve bu gurupların bir araya gelerek ülke insani ve dünya gerçekleri için ne gerekli ise onun yapılmasıdır. Ortaklık yapmaktan çekinmemek gerektiğine inanmaktayım. Bir atasözümüz var, "Bir elin nesi var, iki elin sesi var." Yurtdışındaki insanlar sizlerden bir şeyler öğrenmek için caba gösteriyorlar, sizler de ayni çabaları onlardan öğrenmek için göstermek durumundasınız. Şayet "ben kendi kapalı dünyam içinde bunları yapacağım" derseniz bunu başarmak inanın çok zor. ülke hedeflerinin kişisel hedeflerden ilerde olması lazım. Yani genel ülke politikalarının değişmeyecek geniş perspektifleri içerecek şekilde olması lazım.

Daha önce de "kendi tasarım programımızı yapalım" tartışmaları vardı. Burada gözden kaçırılmaması gereken; Biz bunu yaparsak bu pazarı sağlayabilecek miyiz? Bunu dünyaya marka olarak pazarlayabilecek miyiz? Bunun üzerinde düşünmemiz lazım. Bizim tasarım programı yerine bu programı en iyi şekilde kullanacak, dünya pazarında yarışacak olan firmalarımız var mi? Onları meydana getirmemiz lazım. Dünya'da belli başlı birkaç tane ana tasarım programı var. Bunların da uluslararası pazarda kullanımında sorun yok. Ayni Microsoft'un programları gibi.

Benim bildiğim sadece proje planlama programı konusunda ABD, Kanada ve birkaç ülkede de programı kullanılan 1 firma var. Bunları çoğaltmamız lazım. Bunları desteklememiz lazım. Bunların ayaklarına basmamamız lazım. Her ülke hedefleri çerçevesinde bazı konuları öne çıkartmış, bunların da yan sanayileri beraberinde oluşmuş. Yavuz Kaya Bey'in ifade ettiği noktalara katılmamak elde değil. Yurtdışında baktığınızda birçok ülke kendisi için bazı konuları ülke hedefi olarak seçmiş. Buna bağlı olarak da kendisini geliştirmiş.

Örnekler verecek olursa;

İsrail Otomobil üretiyor mu? Hayır, ama öyle konularda otomobil üretimi içerisine dolaylı olarak katkısı var ki, oraya yapacağı yatırımın çok daha azında yatırım ile çok daha fazla pazara ve getiriye sahip oluyor.

Kore Otomobil üretiyor mu? Evet, onun içinde öncelikle yabancı ortaklık yaparak onlardan teknoloji konusunda öğrenmesi gerekenleri öğrenmiş. Daha sonrasında da Globallesen dünyada ülkesinin sağladığı desteklerle de kendi markasını oluşturmuş. Dünya devleri arasında yer alıyor.

Çin Otomobil üretiyor mu? Evet, burada su soru akla geliyor. Adamlar hem kendi markalarını üretmekteler, hem de Dünya markaları ile ortak tesisleri var. Burada devlet bu kuruluşlara yaptıkları ortaklıklarda devlet hissesi ve destekler konusunda neler yapıyor, ona bakmak lazım. Adamların pazarı çok büyük, bizim ülkemizin 20 kati nüfusları var. Azımsanmayacak kadar da çok sayıda Dünya devi kuruluş yatırım yapmış, devlet de onlara "yabancı sermaye" diye bakmadan bu yatırımları için gereken desteği vermiş.

İspanya Otomobil üretiyor mu? Evet üretiyor. Adamlar kendi markalarını Dünya devi ile birleştirmişler, bunu da o vasıta ile pazarlıyorlar. Bunun yanında da o fabrikaların ihtiyacı olan kalıpları, fikstürleri, komple montaj, kaynak vb. gibi hatları üretmekteler. Bizlerin yaptığımız işlerin misli ile getiri sağlayacak olan işleri kendi bünyelerinde üretip, Dünya pazarına da satmaktalar.

Yurtdışı pazarı için ülkemiz çok uygun bir pazar. Ama, hangi noktalarda? Ona bakılması lazım. Cevre için problem olan dokum sanayi, ağır talaşlı imalat sanayi vb. Oralarda da en pahalı ve getirisi yüksek olan mühendislik hizmetleri, bu hizmetlerde kullanılan komponentler. Bizlerin bunları yapabilecek is gücüne sahip olduğumuzu unutmamamız lazım. Bu is gücünün değerlendirilip, desteklenmesi, devletinde sadece yön gösterici ve istihdama yönelik çalışmaların içerisinde gereken hizmetleri sağlaması lazım...

Oldukça uzun bir yazı ile sizleri bunaltmış olabilirim, beni mazur görmenizi rica edeceğim.

Saygılarımla

Armağan Ekrem Göyünç

FARGE Fikstür Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş.


04.11.2005

Değerli üyeler,

"Yerli otomobil tasarımı ve imalatı" başlıklı mesajların bir kısmını okudum; Çok sıra dışı ve hoş bir fikir. Gerçekleşmesi çok zor ama başarılabilirse Dünya'ya mal olacak bir hareket nazarıyla bakıyorum.

Kimi arkadaşların "çok zor, çünkü, çok fazla para ve emek gerekiyor" dediğini okudum, kimi arkadaşların da "niye olmasın?" dediğini. Arkadaşlar, bence olmayacak bir şey yok. Ortaya bir ürün çıkarsa ki bu CAD/CAM tasarımı anlamında bir ürün, bu üründe ışık gören firmalar destek olacaktır böyle bir harekete. Yalnız benim merak ettiğim ve aşılmasını güç gördüğüm konu şu, aracın aerodinamik hesapları, yakıt tüketimi, güvenlik gibi daha bir çok konuda gerekli olan hesaplamaların ve testlerin nasıl yapılacağı?..

Bu konuyla ilgili İSTANBUL ULAŞIM A.Ş.'nin ürettiği metro vagonlarının çok ilginç bir hikayesi var ki bu "Yerli Otomobil" fikriyle tıpa tıp aynı: Ulaşım A.Ş.'nin çalışanlarından biri raflarındaki fazla ve kullanılmayan yedek parçaları görünce, "bu kadar parçayı ne yapalım? Kendi vagonumuzu yapsak mı acaba?" diye bir nükte yapınca bir fikir doğmuş ve başlamışlar tasarıma. Bildiğim kadarıyla ODTÜ, İTÜ, TUBİTAK gibi kurumların bilimsel gücünü ve kendi pratik deneyimlerini kullanarak bir lokomotif üretmişler. 600.000 km test edilmiş ve sonunda geçer not almış. Sonuçta da vagon başına 500.000-750.000 dolar gibi bir kar etmişler yerli üretimle. Antalya, Ankara, İzmir, Konya, Kayseri, Bursa gibi bir çok şehrin metro çalışmaları sonucu gerekli olan vagonların Türkiye'de üretilmesi ile 1,5-2 milyar dolar kar bekleniyormuş...

Buradaki fikir de bunun gibi doğup gerçekleşebilir...

Ama benim bütün bunların dışında çok daha farklı bir görüşüm var. Bildiğiniz gibi yakıtlı araçların çevreye verdiği zararlar insanları ekonomik ve zararsız tekniklere itiyor. Bence mevcut gücün çevreye daha az zararlı araçları tasarlamaya yönlendirilmesi daha verimli olur. Mesela Toyota firması melez (hibrit) bir araç üretti (Prius) ve 3.000 adet üretmeği düşünürken 18.000 adet sipariş aldı (turnayı gözünden vurdu).

Diyeceğim şu; bu fikir eğer gerçekleşebilirse geleceği olan ya da daha uzun ömürlü olan bir teknik üzerinde gerçekleşebilirse (mesela hidrojen arabası gibi) çok daha büyük kazanımlar elde edilebilinir.

Herkese selamlar sunar, iyi çalışmalar dilerim.

Saygılarımla

Bilgehan Mehmet Tireli


Toyota Prius (Hybrid Synergy Drive) www.toyota.com/prius

............
İlgili Haberler:

02-05-2005 > İlk yerli tramvay olan RTE 2000'i tasarlayarak yüzde 60 yerli malzemeyle imal eden İstanbul Ulaşım A.Ş., 2006 yılında Alman ortaklarla seri imalatı hedefliyor:
www.turkcadcam.net/haber/2005-05-02.html

23-02-2003 > İstanbul Ulaşım A.Ş. tarafından üretilen ilk yerli tramvay RTE 2000'in tasarımında CAD/CAM/CAE sistemleri kullanıldı. Firma, düşük platformlu bir cadde tramvayı da üretecek:
www.turkcadcam.net/haber/2003-02-23.html


04.11.2005

Bilgehan Bey,

Bu fikriniz çok akıllıca, zira birçok arkadaşın da ifade etmeye çalıştığı, sadece aracı dışından görünüş olarak tasarlamak.

Halbuki araç öyle dışından tasarlamakla kalmıyor. Bunun için motorundan, aktarma organlarına, fren sisteminden, güvenlik kriterlerine, aydınlatma sitemlerinden, elektrik tesisatına, koltuklarına varıncaya kadar o kadar çok özen gösterilmesi gereken, bu arada da ihtisas isteyen konu var ki, bu da ancak bu konunun uzmanlarının yababileceği bir iştir. Bu uzmanların çoğu ilgili oldukları ana sanayi ve yan sanayileri içerisinde bu işlevleri yapmaktalar. O konuların ayrı ayrı gruplar halinde ele alınıp çözülmesi lazım...

Halbuki araç öyle dışından tasarlamakla kalmıyor. Bunun için motorundan, aktarma organlarına, fren sisteminden, güvenlik kriterlerine, aydınlatma sitemlerinden, elektrik tesisatına, koltuklarına varıncaya kadar o kadar çok özen gösterilmesi gereken, bu arada da ihtisas isteyen konu var ki, bu da ancak bu konunun uzmanlarının yapabileceği bir iştir. Bu uzmanların çoğu ilgili oldukları ana sanayi ve yan sanayileri içerisinde bu işlevleri yapmaktalar. O konuların ayrı ayrı gruplar halinde ele alınıp çözülmesi lazım...

Geçenlerde bir arkadaşımız ifade ettiler, bir motor geliştirmesi 2 yıl sürmüş. Bizler de içerisinde yer aldığımız projelerden hatırlamaktayız, bu tarz projeler 5-6 yıllık çalışmaların sonuçlarında gerçekleşir. Burada iyi bir organizasyon ve bilgi birikimine sahip olan kişilerle, bunlara destek verecek, gönüllü, gelişme, geliştirme arzusu olan kişilerin bir arada olması gerekir.

Bunun yanı sıra geçenlerde ODTÜ'den bir öğrenci arkadaşımızın da ifade ettiği, sizin de belirttiğiniz gibi hibrit araç projeleri üzerinde çalışmak çok daha uygun olur...

Diğer türlü çalışma için çok büyük mali kaynakların oluşması ve sabırla da bu projede olası aksamalar ile karşılaşıldığında dayanma gücü gereklidir.

Saygılarımla

Armağan Ekrem Göyünç

FARGE Fikstür Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş.


08-11-2005

Değerli üyeler,

Yerli otomobil Türkiye'de her zaman bir tartışma konusu olmuştur. Bu konuda geçmişte bazı çalışmalar olduğunu yakın tarihimize baktığımızda görmekteyiz. Fakat 80 yıllık tarihinin büyük bir kısmını ekonomik vs. krizlerle yaşayan bir millet herhalde müteşebbis olma konusunda pek cesur davranamaz kanaatindeyim?..

Son yıllarda yaşanan siyasi ve ekonomik istikrar daha uzun sürer mi? Bilemiyorum ama ben kendi çapımda bazı işleri yapmaya çalışıyorum; Somut bir ürün ortaya çıktığında ki pek yakında bu olacak, sizlere bu konuda bilgi vermekten mutluluk duyacağım...

Saygılarımla

Fatih Bahşi
Makine Müh.

Verisim Ltd.


09.11.2005

Sayın Üyeler,

Türk imalatı otomobil demek her şeyi ile Türk imalatı olmalı anlamına gelmemeli... Bunu yapmamıza gerek de yok, ki şu an Mercedes, BMW, VW, GM gibi büyük firmaların bile bazı yedek parçalarını nerelerde ürettiklerini bilseniz; Gövde kalıp dökümlerinden, kalıplarda kullandıkları çelik malzemelere, punta kaynaklarındaki elektrotlardan, ısıl işlem ızgaralarına.... Adı duyulmamış Türk atölyelerinde bile bu firmalara dolaylı/dolaysız yedek parça üretenler var... Parçalar veya dizaynlar yurt içinde planlanır, planlanmaz, üretilir, üretilmez bu problem değil... Bence önemli en olan Marka oluşturmaktır. Bu, diğer tüm sektörler için de geçerlidir.

Bir de şu kesinlikle yıkılmalı: "Türk Malı" önyargısı... Kendi vatandaşlarımızdan çoğu "Türk malı" diye almaz, yabancı olsa alır...

İmalat daha kolaydır, önemli olan onu satabilmektir...

Saygılarımla

D. Özhan Türer
Mak. Müh.

Sağlam Metal A.Ş.
İstanbul


10.11.2005

Değerli üyeler,

Yerli Otomobil Tasarımı ile ilgili görüşleri uzun zamandır ilgi ile izliyorum. Olumlu veya olumsuz fikirlerini açıklayan tüm arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum.

Uzun zamandır benim de düşündüğüm konunun Salih Emin arkadaşımız tarafından gündeme getirilmesini, buna paralel olarak aynı veya değişik konularda kafa patlatan, üretim çabası olan herkesi kutluyorum.

Burada değinmek istemediğim, çeşitli nedenlerle ülkemiz, bu ve diğer konularda çok zaman kaybetti. Ancak geçen zaman içinde de müthiş bir, bilgi beceri ve tecrübe birikimi oldu.

Doğru ve akıllı konseptler üzerinde güçlerimizi birleştirirsek zamanı lehimize çevirebileceğimiz ve başaracağımız kanısındayım.

Bu konularda zaman zaman açıklanan, benim de katıldığım veya katılmadığım fikirler oldu. Kafamdaki konsepti kısaca şu sekide özetlemek istiyorum.

1- Tasarlanacak otomobilde, kesinlikle yeni veya geleceğe yönelik enerjiler kullanılmalı. Elektrik motorlu, hidrojen yakıt pilli, güneş enerjili veya bilmediğimiz vs. gibi.

2- Tasarım (Endüstriyel Taş.) çağdaş, geleceğe yönelik ultra modern çizgilere sahip olmalı.

Uzun yıllar otomotiv sektöründe bulunmam nedeniyle, düşündüğüm konsept kapsamında, söz konusu aracın exterior/interior tasarımına (skeç/ yüzey model/ model) katkı vermek isterim.

Başarı dileklerimle...

Muhsin Partanaz
Endüstri Tasarımcısı


15.11.2005

Merhabalar,

Gruptaki arkadaşların heyecanını anlamakla birlikte bazı gerçeklerden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Şöyle ki:

1. FRP (Fiber Reinforced Polymer) gövdeli araç ile sac gövdeli araç arasında çok büyük farklar vardır;
a. Birinin gövde imalatında birkaç kalıp kullanırken diğerinde yüzlerce kalıp kullanırsınız.
b. Sac kalıpçılığıyla FRP kalıpçılığı da birbirinden çok ayrı mefhumlardır. Biri küçük bir atölyede gerçekleştirilebilecekken diğeri devasa pres tezgahlarına ihtiyaç duyar. Ayrıca kalıp hazırlama aşamaları da farlıdır. Sac kalıpta fazladan çekme/derin çekme simülasyonları vs. yaparsınız.
c. Birinin montajında yapıştırma ve bağlama elemanları kullanırken diğerinde kaynak, yapıştırma ve bağlama elemanları kullanırsınız.
d. İki gövdenin montaj karmaşıklığı/güçlüğü de farklıdır.
e. Birinin boyama prosesleriyle diğerinin boyama prosesleri de çok farklıdır.

Bu liste daha epey uzar gider... Özet olarak bilgi vermek istedim.

2. Sanırım bu konunun ana teması öncelikle "Yerli tasarım" idi. Verilen örnek bunun dışında kalmaktadır. (Tasarım bir Alman mühendise ait)

3. İdealist olmak, istekli olmak böyle bir proje için gerekli koşullardır ancak yeterli koşullar olmaktan uzaktır. Şunu altını çizerek belirtmek isterim: Bu iş başarılmaz değil, ancak "TAM ZAMANLI BU İŞE ADANMIŞ PERSONEL" ile mümkündür. Araç tasarım işine başlamadan önce bu işin ne kadar zor ve imkansız bir şey olduğunu düşünürdüm. Ancak edindiğim TECRÜBEYLE bunun ne kadar kolay ve mümkün olduğunu gördüm... Kolay, çünkü yapılması gerekenleri biliyorum. Nasıl yapılması gerektiğini biliyorum...

Zor çünkü,
* Tam zamanlı
* Tecrübeli eleman lazım
* Tecrübeli elemanınız yoksa bunlara tecrübe aktaracak deneyimli eleman lazım
* Para lazım...

Saygılarımla,

Sami Özbay

Ford Otosan


Not: Yerli otomobil tasarım ve imalatı konusundaki güncel fikir alışverişleri ilgili Forum'da devam etmektedir; TurkCADCAM.net/Forum > Yerli otomobil tasarım ve imalatı?..